Atina’da gelinlere Hera’nın en sevdiği meyveler olan elma ve nar verme geleneği oluştu. Tüm Yunanistan’da düğünlerden önce Hera’nın gelinlikli heykeli sokaklarda gezdirildi. Hera, eşleri koruyan ve zina yapanları cezalandıran evlilik tanrıçası oldu.
Bir söylenceye göre tanrılar Pandora’ya mühürlü bir kutu veriyor ve bunun insanlığa bir armağan olduğunu söylüyorlar. Öte yandan kutunun içinde ne olduğunu açıklamıyorlar ve kısa sürede Pandora merakına yenik düşüyor. Kutuyu açar açmaz içindeki tüm kötülükler (hastalık , acı,keder, delilik, kıskançlık ve ölüm) etrafa saçılıyor. Pandora hemen kutunun kapağını kapatıyor ama içeride yalnızca umut kalmıştır.
Kadına güzelliğin yanı sıra harika giysiler, değerli takılar, müzik, zarafet, beceri ve çekicilik verildi. Üstelik kadın baştan çıkarıcı, ayartıcı ve kurnazdı. Tüm bu niteliklerle kadın erkeğin karşı koyamayacağı tehlikeli ve fettan biri olarak yaratılmıştı. İsmi Pandora’ydı.
Başarılı bir matematik profesörünün üniversiteden ayrılıp köyünde öğretmenlik yapmak istemesiyle başlayan olayların öyküsü. İtiraz edenler, ama sonucu değiştiremeyenler. Özellikle cehalete açılan savaş olarak görüyor bu yaptığını, her şeyin temelden başladığını ve köyde yaptığı işin üniversitede yaptığından daha kıymetli olduğunu savunuyor. Son 20 sayfada yazarın hayatından bahsedilmiş. Kitap Rusya'nın o zamanki durumuna bakılarak cehaletin baş rolünde ve baş sebebi olarak da alkol konusunun üzerinde epey durmuş.