Eğer Tanrı, anlattığım tüm bu ipuçlarına rağmen Rosa Anne ya da Languedoc Ejderhası'nın kim olduğunu hâlâ anlayamadıysan, Tanrı olmayı bırakıp emekli olma vaktin gelmiş demektir, bilmem anlatabildim mi?
Leyla'yı Bulmak gerçek bir yaşamdan esinlenilerek yazılmış bir hikâye. Leyla’nın hastalığını öğrenmesiyle başlayan süreç, aslında onun kendini ve hayatını yeniden anlamaya başladığı bir döneme dönüşüyor.
Kitabın içinde tasavvuf, maneviyat ve kuantum fiziğine kadar uzanan farklı bakışlar var ama bunlar hikâyenin içinde doğal bir akışla yer alıyor.
Leyla’nın yaşadığı değişim, bir hastalık hikâyesinden çok daha fazlası. Kendi yolunu bulma, geçmişiyle yüzleşme ve hayata farklı bir yerden bakma süreci. Onun dönüşümü ve kendini bulma hikâyesi belki de bizim de kendi yolumuzu bulmamız için bir ışık yakar.
Biraz uzun bir süreç olsa da benim için yorucu olmayan, keyifle okunan, sade ve anlaşılır olmasının yanı sıra insanın içine dokunan hikâyelerdendi diyebilirim.
Leyla’yı BulmakSerpil Çoşan
"Bir kez bu dünyanın dışında olduğunu hissetsen, bu dünyada olup biten hiçbir şey seni etkilemez. İzleyen olduğunu anlasan, bu dünyanın sanal yapısını da anlar, böylece burayı ustalıkla yaşarsın. Sistemin mükemmelliği karşısında da hayrete düşmenin zevkine varırsın.
"Âşık olmalı insan. Çünkü insan âşık olduğu zaman her şey ona güzel gelir. Herkesi kucaklamak ister. En kızdığına bile, 'Seni seviyorum' demek ister. Aşkın büyüleyici şifasıdır bu işte."