Beni sorarsan, gönlümde saklı bir ateş-i hicrân var,
Her nefeste tüten, sönmeyen bir sevda-i pür-efkâr.
Aşkın yüküyle eğilmiş bir servi gibi kırık dururum,
Ne bahar avutabilir ne de bir murad-ı rüzgâr.
Beni sorarsan, firkatin elinde perîşân bir dil-hastayım,
Her hayalde dağılan bir virane-i hayret-i nâ-çâr.
Sözlerim küle dönmüş, dudaklarım mühürlü bir sırdır,
Söylenmeyen her kelâmda gizlenmiş bir efsun-i esrâr.
Beni sorarsan, kaderin kaleminde silinmiş bir satır gibi,
Ne yazılır ne okunur, meçhûl bir hikmet-i rüzgâr.
Aşk-ı gıyâbî ile düştüm o âteş-i hicrâne,
Bir nigâhına muhtaç, perişân bir dil-i bi-karârâne.
Beni sorarsan, o hayâlin gölgesinde beklerim sükût ile,
Ne vuslat bilirim ne de nihâyeti olan bir intizâr.