Kalabalık şehirlerde ve apartmanlarda yaşayan gençlere, çöl hayatında ve çadırda yaşayan Peygamberimizi anlatıyoruz sürekli.
Otobüs, tren veya uçakla yolculuk yapan gençlere, develerle seyahat eden Peygamberimizi okutuyoruz yıllardır. Bu tür siyer kitaplarını okuyan gençlerin, Peygamberimizi nasıl örnek alabileceklerini hiç düşünmüyoruz.
Bu kitap, gençlere, halen yaşayan, örnekliği ve ahlâkıyla sürekli yaşatmamız ve örnek almamız gereken bir Peygamberi anlatmak için yazıldı.
Hiç düşündünüz mü gençler, Peygamber Efendimiz bugün yaşasaydı, sizin yaşadığınız şehirde olsaydı, sizin yaptığınız işi yapsaydı nasıl biri olurdu? Ne giyerdi meselâ? Nasıl davranırdı? Esnaf olsa, nasıl bir esnaf olurdu? Öğretmen olsa, nasıl bir öğretmen olurdu? İmam olsa, nasıl bir imam olurdu?
Akrabalarıyla, komşularıyla ilişkisi nasıl olurdu? Günah işleyen gençlere nasıl davranırdı? Gıybet eder miydi? Dedi kodu yapar mıydı? Zamanını dizi izleyerek mi geçirirdi sürekli?
“Ne ben herhangi bir kişiye benziyordum ne de herhangi bir kişi bana. ‘Ben tek başınayım, onlarsa hep birlikte!…’ diye derin hayallare dalmaktan kendimi alamıyordum.”
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,7bin okunma
Önümüzdeki birkaç yıl ya da birkaç on yıl hâlâ bir seçeneğimiz var. Eğer çabalarsak, gerçekten kim olduğumuzu hâlâ araştırabiliriz. Ama bu fırsatı değerlendirmek istiyorsak, en doğrusu hemen işe koyulmak..
“Hepimizin içinde bir çocuk ve bir (ya da birkaç) ana-baba vardır. İçimizdeki çocuk ve içimizdeki ana-babanın ilişkileri değişik yapılar gösterir. En sık gözlenen ilişki, içimizdeki ana-babanın iç çocuğu ezmesi, utandırması, yargılaması ve sürekli denetlemesidir.