Kitaplardan başka bir dünyada yaşamıyordu Jakob Mendel. Onun dünyası kurşunlara dökülmüş, kağıtlara basılmış, kitaplarda bir araya getirilmiş harflerdi.
"Beni seni Mendel'e götüreyim," dedi. "O her şeyi bilir, kimsenin tanımadığı en küçük sahaftan da olsa sana istediğin kitabı getirir. Viyana'nın en becerikli insanıdır, aynı zamanda çok da ilginç biridir... Onun gibi kitap dinozorlarının nesli yavaş yavaş tükeniyor."
... Dua eden dindarlar, iskambil oynayanlar ya da içenler gibi uyuşmuş, sadece önünde durana bakıyordu. Jakob Mendel okuduklarına kendini öylesine veriyordu ki, sanki o anda bu dünyada değildi.
Jakob Mendel'i nasıl unutabilirdim! Onun gibi çok değişik, inanılmaz, dünya harikası bir insanı hatırlamamak mümkün değildi. Üniversitede saygıdeğer öğretim üyelerinden oluşan küçük bir çevrenin yakından tanıdığı Jakob Mendel anılardan silinemezdi!