Bu kitaptan ve arkasındaki fikirden çok daha fazlasını beklerdim. İlk kitap gibi bu kitap da beklentilerimin yarısını bile karşılayamadı. Ben de kitapta dikkatimi çeken bazı sorunlara değinmek istiyorum. Kitabı okumayanlar için spoiler içerebilir. Ayrıca bu eleştiriyi kitabı bitirdikten iki ay sonra yazdığımı belirtmekte fayda var, unuttuğum ya da yanlış hatırladığım kısımlar olursa affedersiniz, beni uyarırsanız çok sevinirim.
Öncelikle ilk kitabı bitirdikten sonra hem merak uyandırıcı bir şekilde bitmesinden ötürü, hem de kitaptaki potansiyele inandığım için ikinci kitabı da okumak istedim. Ne yazık ki umduğumu bulamadım ve çok daha kötü hislerle bitirdim bu kitabı. Yazarın hayal gücüne ve yarattığı evrene saygı duymakla beraber yazdığı kitap neden kötü, bunu açıklayacağım.
1 - Üslup
Yazarımızın asıl işi yazarlık değil, bu da kendini sayfalar arasında oldukça belli ediyor. Betimlemeler çok zayıf, çoğu şeyi hayal etmekte zorlanıyorum. Ayrıca bazı farklı ırktan karakterlerin dış görünüşlerini direkt olarak "Siyahi" veya "Çinli çekik gözlü" olarak betimlemesini çok kötü buldum. Bu kelimeleri kullanmak yerine karakterlerin belirgin özelliklerini paragrafa güzelce yayabilmeliydi ve bu betimlemeler cümlenin akışında bu kadar sırıtmamalıydı. Mekan betimlemeleri bazen es geçilmiş, karakterin nerede olduğunu hayal etmek okuyucuya bırakılmış.
Kitabın ilk sayfalarında yazarın ilk kitaba göre kendini geliştirdiğini sanmıştım, ta ki Erin'in bakış açısına geçene kadar. Bence yazar tanrısal bakış açısıyla çok daha iyi iş çıkarıyor. Kahraman bakış açısının hikayeyi basitleştirdiğini düşünüyorum.
Bunun yanı sıra ana karakterimizin erkek arkadaşı İan'ın betimlemeleri hakkında konuşacaksak aklımda yalnızca "kaslı" kelimesi kaldı. Evet, İan kaslı. Kitapta İan'ın kasları kadar üzerinde