Ilişkideyken hissedilen en büyük acı bile, ilişkisiz kalmaya, yani kişinin kendiyle baş başa kalmasına tercih edilir çünkü yalnızlık, kişinin hem geçmiş hem de bugüne ait şiddetli acılarının çalkantılarını hissetmesi anlamına gelir.
“Sıkıntılı dönemlerde günlük rutinleri asla bozmayacağız.
Sıkıntılı dönemlerde bedensel aktiviteleri artıracağız. Bunun en etkili yolu her gün düzenli yürüyüştür.
Sıkıntı varsa kesinlikle zihinsel meşguliyet artırılmalıdır. Çok anlayamayacak durumda olsak dahi, bu dönemde yoğun kitap okumaları çok işimize yarayacaktır. Burada amaç öğrenmek değil, zihinsel meşguliyettir.
Ilık suyla duş alacağız.”
“…Bilinçaltı beni etkileyen bir duygu nasıl normal ve önemsiz olabilir ki şeklinde düşünmeye başlıyor. Kendisini etkilediğinde inandığı duyguyu önemsememeyi başaramıyor. Bu durumda ister istemez o duyguyu önemsiyor. Önemsemek ise beslemek demektir. Hemen her soru cümlesine ve duyguya “olabilir” esnek tepkisini vereceğiz. Fazla üzerinde durmayacağız. “Olabilir” deyip orada oyalanmak, her seferinde uzun uzadıya cevaplar peşinde koşmak yine beynin meseleyi önemsemesine yol açacaktır.”