Hacer Hanım'ın eşyalarını götüren araba konaktan uzaklaşırken, Mazhar salonun penceresinde dalgın dalgın dikiliyordu. Ne olursa olsun, giden eşyalar annesinindi, artık ondan ayrılıyordu.
Kim bilir, belki bir daha bir araya gelmeyeceklerdi. Ne tuhaftı șu dünya! Birtakım maddi sebepleri bilinmekle beraber, daha önce bilinmeyen meçhullerden geliniyor, doğuluyor, büyünüyor, bir zaman bir arada haşır neşir olunuyor, birbirine alışılıyor, sonra yavaş yavaş dağılınıyordu. Bütün bunlar nasıl da ağır ağır, alıştıra alıştıra oluyordu. Ezellerden ebedlere bitmez, başı sonu olmayan bir yolculuk!