Ölmek İstiyorum Ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum, Baek Sehee'nin depresyon ve anksiyeteyle mücadelesini anlattığı, 12 haftalık terapi sürecindeki gerçek diyaloglardan oluşuyor. Yazar, kendi iç dünyasındaki karmaşayı, bir psikiyatristle yaptığı seansların ses kayıtlarını Yazıya çevirerek kitaba dönüştürmüş.
Bazı duygularına "EVET BEN DE BÖYLE HİSEEDİYORUM İŞTE" diyerek yakınlık kurarken, bazı yerlerde "yok artık, bu biraz abartıyor sanki" dedim. Fakat tam da bu çelişki kitabı benim için özel kıldı. Yazar, hisleri konusunda öyle şeffaftı ki, çoğumuzun kendi kendine bile itiraf etmekten çekineceği duygularını, "tüm dünya bunu okuyabilecek, hakkımda ne düşünürler" demeden yazmış. Bu da onun dürüstlüğünü ve kırılganlığını daha gerçek kılıyordu.
Bazı okurlar yazarın duygularını fazla dramatik bularak eleştirmiş. Oysa bana göre bu, kitabı iyi ya da kötü yapan bir ölçüt değil. Çünkü bu kitap, bir duygunun "doğru" ya da "yanlış" hissedilemeyeceğini, yalnızca "var" olabileceğini hatırlatıyor.
Kitap kısa ve dili akıcı olmasına rağmen, yer yer durup üzerine düşündüren derin cümleler barındırıyor. Eğer yazarla benzer duygusal yaralara sahip değilseniz, etkileyiciliği sizin için aynı olmayabilir. Ancak bana kalırsa bu kitap acele edilmeden, sindire sindire okunmalı.
Altını çizdiğim cümlelerin sayısı oldukça fazlaydı. Bazen yazarın iç sesiyle kendi düşüncelerimin birbirine karıştığını hissettim. Bu da kitabın, bir okur olarak beni ne kadar içine alabildiğini gösteriyor.
Yine de teknik açıdan birkaç kusur göze çarpıyor. Yazım hatalarına denk geldim; küçük ama rahatsız edici detaylardı bunlar. Editörlük süreci daha özenli olabilirdi.
Psikiyatriste gelince, seanslar boyunca kendisinin yetersiz kaldığını düşündüm. Danışanı yönlendirmek yerine, yüzeysel cevaplar vermeyi tercih