"Benim adım Beş Beter. Denizden geldim, ta Gezgin Şehir'den. Tanrınız bir Hiç olmamı istedi, Hiç oldum. Sorgulamadım, itaat ettim çünkü size inandım. Ama bu yaptığınız saçmalık. Neden gidio gerçek suçluyu bulmak yerine bir sürü masum insanı cezalandırıyorsunuz?"
(...)
"Çünkü ben öyle emrediyorum," dedi muhafızbaşı. Besbelli bu herkes için yeterli bir yanıttı.
Beş Beter gözlerini kıstı ve "Kanıt olmadan, öylece," diye devam etti. Gözleri bir bir meydanda dikilen insanların üzerinde gezindi ama kimse oğlanın bakışlarına karşılık vermedi.
"Belki de sen yaptın. Çenen düşük olduğuna göre belki de suçlu sensindir ve böylece yakayı ele verdin," dedi Homay. Adamın kalın ensesi tekrardan kızarmaya başlamıştı.
Dante, Beş Beter'in hiddetini durduğu yerden bile görebiliyordu. Yine de oğlan kendini kontrol etmeyi başararak keyifsizce gülümsedi. "Henüz Hiç olmaktan bıkacak kadar vaktim olmadı efendim. Tek istediğim makul bir açıklama duymaktı. Biz esaret altında mıyız ki hiçbirimizi dinlemiyorsunuz?" diye sordu. Ancak Homay yeterince duymuştu. Kükremeyi andıran sesiyle konuştuğunda sabrının sonunda olduğu belli oluyordu. "Yeter! Madem çok asilsin herkesin kurbanını da sen yersin."
Beş Beter sakınmadığı bir hınçla sesini yükseltti.
"Sadece soru sordum diye mi? Hiçlerin konuşması yasak mı? Kendini savunması, fikrini söylemesi suç mu?"
Sessizlik insanın içini yakan pervasız bir ateşti. Çoktan tutuşmuş olsa da kimse özü tamamen yok olana kadar yananın kendi olduğunu fark etmezdi. Gerisi ise beyhude bir insanlıktan kalan bir avuç külden ibaretti.
İzleyen Hiçlerden birkaç tanesi olacaklar için ağlıyordu ama ağlamak neye yarardı ki? Gözyaşları hangi haksızlığın acısını silerdi? Gözünün önünde yaşanan gaddarlığa susan hangi yürek masumdu?
"Annen seni pışpışlayarak uyuturken ben korsanlarla savaşıyordum," dedi dişlerinin arasından. Sözcüklerinin her biri yeni bilenmiş bir hançer gibiydi. "Dört küçük kızı ağlatmak sebin için kahramanca bir vazife olabilir ama benim saçmalıklara ayıracak vaktim yok. Sen çöplüğünde öteceksin diye ilk günümde azar işitmeyeceğim. Şimdi o çirkin suratını gözümün önünden çek ve gidip gerçek bir işe yara."