Yazarına ayrı yazdıklarına ayrı bayıldığım bir kitaptan konuşmak istiyorum. Ayın favorisi olmayı bırakın yılın favorilerinde bile listenin zirvelerinde bu kitap benim için.
Bir dünya hayal edin ki her yer sular altında ve özgürlüğünüz için varlığı bir efsane olan, ulaşıp ulaşamayacağınızı bilmediğiniz, gerçekliğinden emin olmadığınız bir adaya yelken açmak zorundasınız. Ya da boşverin hayal etmeyin. Bu kitabı alıp okursanız zaten bu maceraya birebir tanıklık edeceksiniz.
Öncelikle yazım dili harikaydı. Giriş bölümünü defalarca kez okudum yine aynı şekilde kitabın farklı noktalarında bir kere okumanın bana yetmediği defalarca okuduğum paragraflar oldu. Betimlemeler tam yerinde, diyaloglar gerçekçi.
Dünyası çok güzel tasarlanmış ve kurgulanmış. Her toplumun kendine has dinleri olması çok hoşuma gitti. Gezginler Yaşlı Adam ve Kırk Gemisi'ne, Ark Yürüyen Kadın ve Dokuz Kızı'na, Kaya halkı ise ikiz tanrılar olan Tak ve Dak'a inanıyorlardı. Bu evrenin gerçekliğini o kadar arttıran bir şey ki. Onun dışında leşciller gibi farklı yaratıkları okumak da evreni genişletmiş çok beğendim.
Karakterlerin gerçekliği... İlla bir karakterde kendinizi bulacaksınız eminim. Hepsi o kadar gerçek yazılmış o kadar duygu katılarak yazılmış ki tam bir karaktere kızacağım onun bakış açısından olaylara baktığım zaman üzülüyorum o da şunları şunları yaşadı ama diyorum. Her karakterin bir hikâyesi ve amacı var. Bir de şöyle bir karakter olsun denilip eklenen bir karakter yok hepsi hikâyede bir amaca hizmet ediyor. Günümüz kitaplarındaki gibi ilahlaştırılan kişiler değiller. Hepsini hissediyorsunuz. Hiçbiri mükemmel değil, hepsinin zaafları ve kusurları var.
İsimler de çok güzel konulmuş. Hepsi anlamı düşünülerek verilmiş karakterlerlere.
VE EN HOŞUMA GİDEN ŞEYLERDEN BİRİ: Her bölüm bir veya