Çocukluğumda çikolatayı bir tek büyükannem bize geldiğinde yerdim. Bu bizim küçük sırrımızdı ve tadı hep damağımda kalırdı. Çocukluğumdan hatırladığım başka hiçbir şeyden dilimde eriyen küçük kahverengi sütlü çikolata kareleri kadar katıksız zevk almamıştım.
Artık her gün bir paket çikolata yiyorum. Eğer işte kötü bir gün geçirdiysem iki paket. Ama hangi çikolatayı alırsam alayım ya da ne kadar pahalı olursa olsun, büyükannemin getirdiği o ucuz çikolatanın tadını hiçbir yerde bulamıyorum. O çikolatanın tadı bile aynı değil. Sanırım çok istediğimiz bir şeyi nihayet elde ettiğimizde değerini yitiriyor. Bu, kimsenin paylaşmadığı bir sır çünkü eğer paylaşırlarsa herkes denemekten vazgeçer.
Uzun süredir beraber olan her çift gibi birbirimize düzenli olarak "seni seviyorum" derdik. Anlamını neden ya da ne zaman yitirmeye başladığını bilmiyorum ama bir noktada bu iki küçük kelime iki küçük yalana dönüştü. Daha çok -eğer birimiz evden çıkıyorsa- "hoşça kal"ın ya da -yatıyorsak- "iyi geceler"in yerini almaya başladı. Bir süre sonra hepten kısaltıp "seviliyorsun" demeye başladıkl, aynı boş duyguyu tek kelimeyle de söyleyebilecekken iki kelime ziyan etmenin ne anlamı vardı?
Bazı insanlar kendini korumak için çevrelerine görünmez duvarlar örerler. Onun duvarları hep uzun, sert ve geçilmezdi. İlişkimizin kötü durumda olduğunu, bu konuda bir şey yapmaya karar vermeden çok önce fark etmiştim. Benim işimde gerçek her şeydir ama özel hayatımda gerçek, başımı çevirmek zorunda olduğum parlak bir ışık gibiydi.
Bir süre kendi karanlık düşüncelerimin arkasında kayboluyorum. Bu meslekte her gün Cadılar Bayramı gibi -büyükler korkutucu maskeler takarak olmadıkları kişiler gibi davranıyorlar.
Sayfa 62 - bahsi geçen meslek gazetecilik·Kitabı okudu