“Kaç yaşındasın?”
“Yirmi dokuz.Neden?”
“Dünya dört buçuk milyar yaşında. Sen giderken o dönüyordu yani. Bazen bazı acayiplikler sırf bizim başımıza geldi sanıyoruz ya, öyle değil. Dünya alışkın. Bizim hayretle anlamaya çalıştıklarımızı o ezberden okuyor. İyiliğimize, kötülüğümüze , mucize dediklerimize, hepsine şerbetli. Bak, rüzgarın müzevirliği bile yeni değil, bunu hep yapıyor. Binlerce, belki milyarlarca yıldan beri.”
Yaşa,nereye yaşayacaksan! Dağlarda kamp kur, deniz kıyılarında yürü, ağzını göğe dayayıp yağmur damlalarını yala, yosun kokulu şarkılar dinle, kalbini kıran şiirler oku,yüksek tepelere çıkıp var gücünle ulu, yaşlı bir çınarın altında uyu, sevgilinin şehvetli kollarında uyan, şarapla sarhoş ol, aşk acısıyla ayıl,