"Limandaki gemiler güven içindedir fakat gemiler limanlar için yapılmamıştır." Yelkenlerini şişirip uzaklara yola koyulan bir gemi belki batma tehlikesi geçirecektir ancak yeni yerler de görecektir. Demek ki önce yaşamak cesareti lazım. Dert okyanusuna yelken açmadan, selamet sahiline varılmaz.
Dost çok uzaklarda olsa da içimizde konuşmaya devam eden kişidir. "O sustuğunda yüreğiniz onu dinlemeyi sürdürsün." diyor Cibran. "Arkadaşımla beraber değilken de onun içimdeki sesini işitirim." diye yazıyor Wilhelm Schmid. Gönüllü bir beraberliktir arkadaşlık. Zorla arkadaş olunmaz. Serbestçe seçilen doğası arkadaşlığın, onun ahlaki tabiatını da belirler. Adanmışlığın ahlaki niteliği insanları birbirine rapteder. Vefa, açık sözlülük, kendisi gibi olma, dürüstlük, fedakârlık bu ahlaki dokunun bileşenleridir.
Halbuki kötülük sen orada onu öylece seyrettiğin ve hiçbir şey yapmadığın için var. Ve ölüm, sen şu mahdut hayatında kendi varlığına/başka varlıklara bir ışık düşürebilesin, yaşadığın hayatı daha anlamlı ve güzel yaşayasın diye göz kırpıyor. Solmayan bir gül güzel olabilir mi a canım? Batmayan bir güneş bize bıkkınlık vermez mi? Ayrılık olmayaydı aşkın kıymetini nasıl bilecektik?