Dost çok uzaklarda olsa da içimizde konuşmaya devam eden kişidir. "O sustuğunda yüreğiniz onu dinlemeyi sürdürsün." diyor Cibran. "Arkadaşımla beraber değilken de onun içimdeki sesini işitirim." diye yazıyor Wilhelm Schmid. Gönüllü bir beraberliktir arkadaşlık. Zorla arkadaş olunmaz. Serbestçe seçilen doğası arkadaşlığın, onun ahlaki tabiatını da belirler. Adanmışlığın ahlaki niteliği insanları birbirine rapteder. Vefa, açık sözlülük, kendisi gibi olma, dürüstlük, fedakârlık bu ahlaki dokunun bileşenleridir.
Halbuki kötülük sen orada onu öylece seyrettiğin ve hiçbir şey yapmadığın için var. Ve ölüm, sen şu mahdut hayatında kendi varlığına/başka varlıklara bir ışık düşürebilesin, yaşadığın hayatı daha anlamlı ve güzel yaşayasın diye göz kırpıyor. Solmayan bir gül güzel olabilir mi a canım? Batmayan bir güneş bize bıkkınlık vermez mi? Ayrılık olmayaydı aşkın kıymetini nasıl bilecektik?
Seni duvarların arkasından görmemi, kaybolursan seni bulmamı istiyorsun. Her birimiz bu dünyada hissedildiğimizi hissetmek istiyoruz. Ben de diyorum ki her yerde O'nun lütfu var. İzleri takip et. Duyulmayanı duy, görülmeyeni gör. Kalbinle gör, kalbinle duy. Kalbinle kaybol, kalbinde kaybol.
Diyorum ki, "Elbet bulunur / iyi bir hâl üzre kaybolan kişi."