Elif

Ayfer Tunç okumaya bu kitapla başlamayın!
Puan vermedi·440 syf.··
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 22:01
Ayfer Tunç kalemine bayılırım, birçok kitabını da okudum. Üslubu ve yazdıkları harikadır. Son çıkan kitabı Annemin Uyurgezer Geceleri kitabı için çok heyecanlıydım fakat büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki ben kitabı beğendim ama aynı zamanda da beğenmedim gibi bir şey oldu. Eğer daha önce Ayfer Tunç okumadıysanız bence bu kitabı sevmezsiniz. Ben Ayfer Tunç’u o kadar çok seviyorum ki bence onun yazdıklarına olan sevgim, kitabı beğenmememe engel oldu. Kapak Kızı, Yeşil Peri Gecesi ve Osman üçlemesi, Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi, Suzan Defter, Aziz Bey Hadisesi, Dünya Ağrısı gibi mükemmel derecede harika kitaplarının yanında Annemin Uyurgezer Geceleri tabii ki çok sönük kalmıştı evet fakat dediğim gibi bazı kısımları çıkarırsak kitap yine de güzeldi. Öncelikle Şehnaz isimli bir ana karakterimiz var ve üniversite hocası E.’ye saplantılı derecede aşık, aynı zamanda adam evli. Ben bu kitabı biraz Kral Kaybederse’ye benzettim, Kenan ve Fadi’nin ilişkisini hatırlattı bana. Şehnaz’ın bu saplantısı tam 30 yıl sürüyor, bir kadın 30 yıl boyunca kendini nasıl böyle mahveder, bunu okuyoruz aslında. Ben kitabın en başlarında geri dönüş kısımlarının şiir gibi yazılı olduğu sayfalarda çok zorlandım okurken, gerçekten aşırı bunaldım bu bölümlerde ve inanın olayların akışına da hiçbir katkısı yoktu. Bence o kısımları hızlıca okuyup geçebilirsiniz. Bunun dışında Şehnaz’ın annesinin ve anneannesinin hayatına daha çok odaklanılmasını isterdim. Çünkü bir kadın gerçekten de kendi soyundan gelen kadınların kaderini yaşıyor. Şehnaz’ı ve E.’yi kitabın içine girip de boğasım geldi çoğu zaman. Saplantılı bir aşkın bir kadını ne durumlara düşürdüğünü okumak beni fazlasıyla üzdü. Annesinin hayatıyla ilgili bilmediği şeyleri bir gecede
Edebiyat & Roman
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,2bin okunma
Elif
Emeğinize sağlık 🌸 Cansu bu incelemeyi de okumalısın
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Unutma yetisini kaybeden bir kadının hikâyesi!
9/10
·440 syf.··
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 17:15
Başlarken alelade bulduğun kitaplar soğuk su gibi çarpabiliyor biterken insanın yüzüne. Ve sen, unuttum sandıklarını unutmadığını, yaşadığın hayatın kendi hayatın olmadığını, asıl hayatını içinde yaşayan bir uyurgezer olduğunu anlıyorsun, uyandığında. Bir aydınlanma uyanmak, kişinin aydınlık sandığı hayatına olanca karanlığıyla çöken. “Oysa unutmak insan beyninin hayatı sürdürebilmek için bulduğu en muhteşem çözümdü.” “Ama yaralıydım, yaralanınca insanın annesine ihtiyacı olurdu.” “Kırk beş yaşındayken kendini asarak öldüren Esme’nin varoluş hikâyesinin yanında anneannemin hikâyesi hiçti. Elli yedi yaşında beyin kanamasından ölen anneannemin varoluş hikâyesinin yanında annemin hikâyesi hiçti. Yetmiş altı yaşında annesi gibi beyin kanamasından ölen annemin varoluş hikâyesinin yanında benim hikâyem hiçti.” Herkesin bir varoluş hikâyesi var ağırlığını kendi taşıdığı, Ve sancısı, kendisinin dahi bilmediği derinliklerinde en olmadık zamanlarda açığa çıkan. Kendi hayatlarımızı yaşamıyoruz aslında, üzerimize biçilmiş kaftanların içine girmeye çalışıyoruz, yeter ki dışarıya sırıtmasın! Evcil acılarımız var, kolay kolay açığa çıkmayan. Aile yaraları, aile yalanları, kimi zaman başa geliş, kimi zaman yanlış seçişler. Dışarıya hissettirmeden yaşamaya çalışıyoruz. Sonra bir bakıyoruz, en yakınımızda biri intihar etmiş, “Hiçbir derdi yoktu oysa.” Ne yükler sırtlıyor insan kimsenin bilmediği… instagram.com/reel/DTn1MQPDPc... Bir bakıyorsun annen, annen; baban, baban değil, bir bakıyorsun, sevildiğini sandığın hayatı ömür boyu sevilmeden tüketmişsin, bir bakmışsın kimsen yokmuş, bir varmışsın bir yok olmuşsun. “Yalnız annemin değil kadın cinsinin tümünün çağlar boyunca uğradığı bu haksızlık can yakıcıydı.” “Yaralar vardır hayatta, ruhu
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,2bin okunma
Elif
Emeğinize sağlık . Cansu sen de okumalısın bu incelemeyi
Mum Işığında Yüzleşme
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 14:28
On yaşında tanışan iki çocuk: Konrad ve Henrik(General). Çevreleri onlara “Henrikler” diyor; sanki tek ruh iki bedene bölünmüş gibi. Biri düzenin, disiplinin, aristokrat dünyanın temsilcisi. Diğeri daha sessiz, daha içe dönük, başka bir iklimin insanı. Mitolojideki Kastor ile Polluks gibi; ayrılmaz görünen ama kaderleri aynı olmayan iki figür. Sonra bir şey oluyor. Ve kırk bir yıl boyunca o “bir şey”in gölgesiyle yaşıyorlar. Mumlar Sonuna Kadar Yanar başladığında bir hesaplaşma gecesindeyiz. İki yaşlı adam karşı karşıya oturuyor. Mumlar yanıyor. General konuşuyor. Konrad susuyor. Ve o gece, sadece geçmiş değil; dostluk, ihanet, sadakat, tutku ve intikam masaya yatırılıyor. General ayrıntıya giriyor. Hem de epey. Çocukluk anıları, av sahneleri, sınıf farkları, bakışlar, küçük jestler… Ama tuhaf bir şekilde sıkmıyor. Çünkü o ayrıntılar dekor değil; hepsi merkeze bağlı. Avdan söz ediliyor çünkü avda niyet vardır. Dostluktan söz ediliyor çünkü dostlukta sadakat beklentisi vardır. Kadından söz ediliyor çünkü arzu ve kıskançlık vardır. Hepsi aynı sorunun etrafında dönüyor: İhanet nedir? Sınırı nerededir? Bir insanı gerçekten ne yaralar? Ve belki daha önemlisi: İntikam nedir? General’in beklediği nasıl bir intikam? Bir kurşun mu, bir itiraf mı, bir “evet” mi? Yoksa kırk bir yıl boyunca diri tutulan bir sorunun kendisi mi? Roman boyunca bilgi sürekli erteleniyor. Hakikat sanki birazdan söylenecekmiş gibi yaklaşıyor, sonra geri çekiliyor. Yazar karakterleri psikolojik bir sisin içinde gösteriyor. Her şeyi anlatıyor gibi ama aslında hiçbir şeyi kesinleştirmiyor. Çünkü hayatta da öyle değil mi? Bir ilişkinin gerçeğini asla bütünüyle bilemeyiz. Bu bir yüzleşme romanı; iki adam geçmişle hesaplaşıyor ama hakikat açıkça ilan edilmiyor, etrafında dolaşılıyor. Netlik yok. Yorum var. Metin
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
Elif
Ne güzel bir inceleme ! Zihnimdekileri kelimelere dökmüşsünüz. Okurken yaşanılan hisler tekrarlandı yine. Emeğinize sağlık🌸
Yazgının Eli
10/10
·1056 syf.··
Beğendi
·
2025 71. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2025 00:49
Anlatacaklarım yetersiz kalacak — bunu en başa koyuyorum, çünkü kelimeler gerçekten de bu eserin ağırlığını taşımaya yetmiyor. Bu eser mi demeliyim bilemiyorum — “başyapıt” kelimesi bile onun gücünü anlatmaya yetmiyor. Sanki başyapıtın da ötesinde, edebiyatın sınırlarını aşan, insan ruhunun en derin katmanlarına kazınmış bir şey bu. Ne şekilde adlandırırsam adlandırayım, kelimeler hep eksik kalıyor. Bu kitabı anlatmak kolay değil; her cümlesi insanın içine işler, her sayfası sanki başka bir dünyanın kapısını aralar. Okurken hissettiklerimi burada dile getirebileceğimi sanmıyorum — çünkü bu yalnızca bir okuma deneyimi değil, bir tür yüzleşme; insanın kendine tuttuğu aynalardan biri. Kitabın yaşattığı duyguları, zihinde açtığı sorgulamaları, kalpte bıraktığı yankıyı tarif etmeye çalışmak neredeyse imkânsız. Belki de bu yüzden bazı kitaplar anlatılmak için değil; sessizce, derinden hissedilmek için yazılır. Bir atasözü vardır: “Etme, bulursun; inleme, ölürsün!” (s.928) Özet — can alıcı nabız: Roman, bir haksızlığın kıvılcımıyla başlar; oradan intikam, öfke, varlık ve yokluğun sınırlarında dolaşan bir dönüşüme sürüklenir. Bu dönüşüm ne sadece bir intikam hikâyesidir ne de yalnızca bir macera; insan ruhunun hem zedelendiği hem de yeniden biçimlendiği bir laboratuvar gibidir. Her sayfada akıl oyunları, tahmin edilemez düğümler ve birden açılan yeni karakterler vardır; geçmişleri birbirine dokunur — tıpkı bir çorap söküğü gibi: bir düğümü çekersiniz, geçmişten gelen onlarca ip bir anda çözülür ve hepsi, şaşırtıcı bir ustalıkla, tek bir noktada toplanır. Kitap, “yok artık” dedirtecek türden bir kurguya sahip; akıl oyunlarıyla örülü, tahmin edilemez olaylarla dolu bir hikâye; heyecan ve merak duygusunu son ana kadar diri tutuyor. İntikam ve metaforik derinlik: İntikam burada
Monte Cristo KontuAlexandre Dumas · İthaki Yayınları · 201037,3bin okunma
Elif
Kitabın incelemesini uzun zamandır bekliyordum . Daha okumadan bu incelemeyle içine çekti bile. En kısa zamanda okuyacağım emeğinize sağlık🌸