elif güner

elif güner
@eliflilayda
kaderimde hep güzeli aradım
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Devir o devir idi ki, insanoğlu henüz kendinden kaçmıyor, tahsil terbiye, meslek ve cemiyet icâbları yanında meşgul olunacak, hizâya çağırılacak tasfiye edilecek bir iç tabiatı olduğunu da kabul ederek kendi kendisinin hâkimi ve mürebbisi olmak îtiyâdını muhâfaza ediyordu.
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Alıntı
elif güner
Onun için de aynı insanoğlu, kendine yakın olduğu ölçüde mekânına ve çevresine de yakın ve muhabbetli idi. Henüz hayatını hârice nakletmemiş bulunduğundan, zevki, hazzı ve neşveyi de kendinden, muhitinden uzaklarda aramıyor bilâkis kendinde ve çevresinde bulmaktan hoşlanıyor ve bu da onu doyuruyordu.
Notlar...
ahmet isimli okura yanıt verildi
elif güner
ahmet o muhaliflerin acaba kendileri gibi muhalif olan dönemin feylesofu Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın Hünkarın ölümünden sonra yazdığı şu dikkat çekici şiirden haberleri var mıdır? Nerdesin Şevketli Sultan Hamid Han, Feryâdım varır mı bârigâhına? Ölüm uykusundan bir lâhza uyan, Şu nankör milletin bak günâhına... Târihler ismini andığı zaman, Sana hak verecek, ey koca Sultan!.. Bizdik utanmadan iftirâ atan, Asrın en siyâsî pâdişâhına... "Pâdişah hem zâlim, hem deli..." dedik, “İhtilâle kıyâm etmeli...” dedik; Şeytan ne dediyse biz "Belî..." dedik; Çalışdık fitnenin intibâhına. Tahkîre yeltenip tâc ü tahtını Denedi bu millet kara bahtını, Sınadı sillenin nerm ü sahtını... Rahmeyle sultânım, sûz-ı âhına!.. Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz, Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz. Sâde deli değil, edepsizmişiz: Tükürdük atalar kıblegâhına!.. Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fenâ, Bir sürü türedi, girdi meydana. Nerden çıkdı bunca veled-i zinâ? Yuh olsun bunların ham ervâhına!.. Bunlar halkı didik didik etdiler, Katliâma kadar sürüp gitdiler. Saçak öpmeyenler secde etdiler... Bir âsî zâbitin pis külâhına. Bugün varsa yoksa ....... ..... Şöhretinde herkes fuzûli dellâl, Âlem-i mânâdan bak da ibret al Uğursuz tâlihin şu gümrâhına... Haddi yok, açlıkla derde girenin, Sehpâ-yı kazâya boyun verenin. Lânetle anılan cebâbirenin Rahmet okutdu bu en küstâhına. Çok kişiye şimdi vatan mezardır, Herkesin belâdan nasîbi vardır, Selâmetle eren pek bahtiyardır, Bu şeb-i yeldânın şen sabâhına. Milliyet dâvâsı fıska büründü, Ridâ-yı diyânet yerde süründü, Türk’ün rûhu zorla âsi göründü, Hem Peygamber’ine, hem Allâh'ına... Sen hafiyelerle dem sürdün ancak, Bunlar her tarafa kurdu salıncak... Eli yüzü kara bir sürü alçak Kemend atdı dehrin mihr u mâhına... Bu itler – nedense – bana salmadı, Bahalıydı başım, kimse almadı, Seyrandan başkaca iş de kalmadı Gurbet ellerinin bu seyyâhına... Hoş oldu cilvesi Cumhûriyet’in, Tadı kalmamışdı Meşrûtiyet’in, Deccala zil çalan böyle milletin Bundan başka çâre yok ıslâhına... Lâkin sen Sultân'ım, gavs-ı ekbersin, Âhiretden bile himmet eylersin... Çok çekdi şu millet, murâda ersin: Şefâat kıl şâhım, meded-hâhına!.. Rızâ Tevfîk Bölükbaşı