Öncelikle kitaba başlarken Gurur ve Önyargı kadar etkileneceğimi sanmam saflığını gösterdiğimi itiraf edeyim. Elbette bir yazarın en etkileyici eserini okuduktan sonra diğer eserlerini de o derece beğeneceğini zanneden okuyuculardan sadece biriyimdir diye umuyorum.
Şaşkınlığımı gizlemeyeceğim. Ama o son neydi öyle!
Giriş bölümünde ne kadar sıkıldıysam ve okumamak için direttiysem kitabı, sonuç bölümünde de aynı eziyeti yaşadım. Tabiki burada gelişme bölümünün oldukça başarılı, akıcı ve heyecanlı olduğunu kabul etmeliyim. Fakat sonuç hayal kırıklığı. Yazarı hayal kırıklığını bile isteye oluşturmuş olsa da pek kabullenemedim. Evet bu bir roman. Fakat sonu neden masala bağlanmıştı anlayamadım. Resmen içerledim.
Neyse konudan da biraz bahsedeyim de eseri tamamen yermiş olmayayım. Jane Austen in muhteşem kitabı olan Gurur ve Önyargı da olduğu gibi bu kitapta da kahramanımız güçlü kadın. Tabi bu kadın yeteneği olmayan, ilgi seviyesi genellikle düşük, herkese kanacak kadar saf ( bu bizim toplumumuzda da iyi bir ölçüt sanırım :) nedense böyle insanları saf ve temiz görürüz) masum bir kadın. Aşık olduğu adamın babası tarafından zengin kişi olarak sanıldığından, gelin olmaya layık görülür ve evlerine davet edilir.
Beni en ama en çok etkileyen kısmı zengin olmadığı anlaşılınca evden apar topar kovalanması ile uğradığı şok. Böyle birşeyi hayal bile etmek ne kadar onur kırıcı. Sonra bir de acaba ne yaptım, acaba hakkettim mi düşünceleri etkisinde boğulmak. Zaten kimse misafirlikteyken rahat edemez ve her hareketinin göze batacağını sanarak diken üstünde durur. Ha bir de uzarsa bu ziyaret...
Kıl olduğum konulardan biriyse, evlenme teklifi kısmı. Yani ne dedi ? Nasıl evlenme teklifi etti? Kahramanımız ne tepki verdi? Ne hissetti? Hiçbirinin cevabı yok. Resmen oldu bittiye