Bir Başka

5/10
·252 syf.··
2020 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2020 08:12
Öncelikle kitaba başlarken Gurur ve Önyargı kadar etkileneceğimi sanmam saflığını gösterdiğimi itiraf edeyim. Elbette bir yazarın en etkileyici eserini okuduktan sonra diğer eserlerini de o derece beğeneceğini zanneden okuyuculardan sadece biriyimdir diye umuyorum. Şaşkınlığımı gizlemeyeceğim. Ama o son neydi öyle! Giriş bölümünde ne kadar sıkıldıysam ve okumamak için direttiysem kitabı, sonuç bölümünde de aynı eziyeti yaşadım. Tabiki burada gelişme bölümünün oldukça başarılı, akıcı ve heyecanlı olduğunu kabul etmeliyim. Fakat sonuç hayal kırıklığı. Yazarı hayal kırıklığını bile isteye oluşturmuş olsa da pek kabullenemedim. Evet bu bir roman. Fakat sonu neden masala bağlanmıştı anlayamadım. Resmen içerledim. Neyse konudan da biraz bahsedeyim de eseri tamamen yermiş olmayayım. Jane Austen in muhteşem kitabı olan Gurur ve Önyargı da olduğu gibi bu kitapta da kahramanımız güçlü kadın. Tabi bu kadın yeteneği olmayan, ilgi seviyesi genellikle düşük, herkese kanacak kadar saf ( bu bizim toplumumuzda da iyi bir ölçüt sanırım :) nedense böyle insanları saf ve temiz görürüz) masum bir kadın. Aşık olduğu adamın babası tarafından zengin kişi olarak sanıldığından, gelin olmaya layık görülür ve evlerine davet edilir. Beni en ama en çok etkileyen kısmı zengin olmadığı anlaşılınca evden apar topar kovalanması ile uğradığı şok. Böyle birşeyi hayal bile etmek ne kadar onur kırıcı. Sonra bir de acaba ne yaptım, acaba hakkettim mi düşünceleri etkisinde boğulmak. Zaten kimse misafirlikteyken rahat edemez ve her hareketinin göze batacağını sanarak diken üstünde durur. Ha bir de uzarsa bu ziyaret... Kıl olduğum konulardan biriyse, evlenme teklifi kısmı. Yani ne dedi ? Nasıl evlenme teklifi etti? Kahramanımız ne tepki verdi? Ne hissetti? Hiçbirinin cevabı yok. Resmen oldu bittiye
Northanger ManastırıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,716 okunma
Reklam
7/10
·176 syf.··
2020 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2020 14:19
Karalamaya bir yerden başlamak gerek diye düşündüm ve yazmaya başladım. Kitabı okumaya başlamadan yazarın hayat öyküsünü okuyup kitabı daha çok merak etmiştim. Hemen anlatayım.Yazarımıza bir hastalığın tanısı konuyor ve eşinin geçimini sağlamak için yazmaya başlıyor. Fakat ne hikmettir ki yazdıkları onu tanınmış bir yazar yaptığında aslında hasta olmadığını teşhisin yanlış olduğunu öğreniyor. Tam romanlık bir hikaye olmuş halk dilinde bence :) Kitap birçok serseverivari tavırlarla başlıyor.Bu noktada beni biraz düşünmekten yordu açıkçası. Kahramanımız Alex bir çete lideri ve hırsızlık, gasp,şiddet ve tecavüz gibi vukuatlarının ardı arkası yok. Bu şiddet içeren davranışlarından da büyük bir haz duymakta. Bir cinayet işledikten sonra kahramanımız (Tam bir sokak serserisi olan ) Alex tutuklanıyor. Tamam işte cezasını buldu dedim okurken. Fakat olaylar bunlarla kalmıyor. Yeni bir sistemin kurbanı oluyor ve işin içine siyaset giriyor ki yazarların evrensel siyaset diline tepeden bakmalarını okumaya bayılırım :) Kahraman bir genç olunca genç dilinden yazmak gerekiyor ve hal böyle olunca da kitapta argo sözcükler eksik olmuyor zannımca. Neyse gelelim sonuca.Yazar kitabın sonunda asıl bırakmak istediği mesajı bırakıyor. Gençliği küçük mekanizmaları olan , sokaklarda satılan, kurulunca yön değiştirmeksizin ilerler de biryerlere muhakkak çarpar ya o oyuncaklara benzeriyor. Farklı bakış açıları kazandırırken işte bu tabirlerle anlamlandırıyor kitabını. Ben kitabı bir solukta okudum diyemem ama beğendim açıkçası. En azından ters köşe yaptı birçok yerde.
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024112,9bin okunma