Çıkmaz sokakta geri adım atmak ilerlemek sayılır der eskiler. Yol doğru olsa bile çıkmaza gidiyorsa geri dönmeyi bilmeli insan. Bazen geriye dönmeyi bilmek de ilerlemektir. Hayat bazen, vazgeçebildiklerindir. Günü geldiğinde, dönmek gerektiğinde, umut bittiğinde vazgeçmeli insan.
Bir hastane koridorunun soğukluğunu iliklerine kadar hissetmemiş herkes hüznün baki olduğuna inanır ama değildir. Özlediği insanı rüyasında görmekten başka çaresi olmayanlar bilir, hayat çok da ciddiye alınacak bir yer değildir ve bazı uyanışlar özlem doludur, hıçkırarak ağlatır.
Her erteleyiş, hayat boyu devam edecek bir vicdan yükü olabilir. Gecikmiş bir af dileme, söylemek için geç kalınan bir sevgi sözcüğü, o arasın ben haklıyımlar... Bir gün ciğere saplanıp ölene kadar orada varolacak bir hançere dönüşebilir. Vakit varken tam da şu an. Ölüm gelmeden!
Haklı olmak ile nazik olmak arasında bir seçim yapmanız gerektiğinde, nazik olmayı seçin.
Eylemleriniz anıtlarınızdır.
Denginiz olmayan arkadaşlıklar edinmeyin.
Talih cesurdan yanadır.
Hiç kimse kendi başına bir bütün, bir ada değildir.
Tüm cevapları bilmektense bazı soruları bilmek daha iyidir.
Nazik sözlerin fazla bir maliyeti yoktur ama çok şey başarırlar.
Güzel olan iyidir, iyi olansa güzelleşecektir.
Sadece kendinizi güne bırakın ve güneşe uzanın.
Çiçekler güzeldir ama sevgi çok daha güzeldir.
Herkes hayatında bir kez olsun ayakta alkışlanmalı çünkü hepimiz dünyayı dize getirdik.