Elif Türker

Belki de her şeyi kalıplara sıkıştırmaya çalışmaktı insanı mutsuz eden. Çocukluğundan beri öğrendiklerin ve sana öğretilenlerle bakıyordun her şeye. Anın gerçekliğini olduğu gibi değil de, öğrendiğin şeylerin, inançlarının, korkularının, hatıralarının, tecrübelerinin gölgesinden bakarak görüyordun. Herkesin penceresindeki camın rengi farklıydı bu yüzden. Birisi baktığında pembe görüyordu dışarıdaki manzarayı, diğeri baktığında ise koyu gri belki de. Tüm dünyayı bu şekilde algılıyorken asıl gerçek neydi o zaman?
Sayfa 495·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Biri sizden hep aynı konu üzerine özür diliyorsa, aynı olumsuz davranışı yapıp yapıp sürekli özür diliyorsa, yaptığını yapmaya devam edebilmek içindir. Bu durumda metanet getirmek gibi görünen özür, gerçekte bir unutturma rejimi olabilir. O yüzden bağışlamama hakkını saklı tutmakta fayda var. Çünkü özür dilemek, dışarıdan göründüğünden çok daha büyük bir iç dünya hareketini gerektirir.
Sayfa 7
Hayat işte...İnsan doğarken niye ağlar bilir misiniz? Çünkü bütünden kopan bir parça olarak bu dünyaya gelmiş ve o derin uykusu başlamıştır. Kimi insan için yirmi yıldır bu uyku, kimisi için ise yüz yıl... Tuhaf olan şu ki, insan zamanla uykuda olduğunu unutup dünyanın önemsiz ayrıntılarının içine dalar. Ama en sonunda tüm uykuların kapısı aynı yere açılır.
Sayfa 83·Kitabı okudu
İnsan zihni garipti. Çoğu kez kendi zihnimizin karanlıklarında ürettiğimiz korkulara dayanarak bakıyorduk her şeye. Ve gördüğünüz şeyin ne olduğunu da sahip olduğumuz korkular ve endişeler belirliyordu ne yazık ki.
Sayfa 66·Kitabı okudu
İnsan doğduğunda ilk rüyası başlar. Sonra; her gün, her gece rüya içinde rüya görür.
Sayfa 299·Kitabı okudu