Ölüm! Sonsuzmuş gibi yaşadığımız hayatlarımızın, canımız ne zaman isterse telafi edebileceğimizi sandığımız hatalarımızın, bir gün çok geç olabileceğini hiç bilmiyormuş gibi ağırdan almalarımızın şaşkın seyircisi...
Çok eskiden, tarih kadar eski bir zamanda, bir yerlerde öyle büyük bir boşluk açılmıştı ki, kaybını kaldıramayacaklarımın varlığına da tahammül edemez olmuştum belki de.
Feci bir sondan daha fecidir sonlanamadan gözden kaybolmuş, yarım hikayeler. Birini kaybetmemiş, aramamış, dönüp dönmeyeceğini bilemeden umarsızca beklememişler, bu ıstırabın ne demek olduğunu bilemezler.