Türkiye'de yüzde on gücenecek diye yüzde doksanı Türkçülük yapmaktan alıkoymaya çalışmak, adeta yüzde onun manevi diktatörlüğünü kurmak demektir. Böyle düşüncenin ahlakla ve kanunla ilgisi yoktur. Hiçbir türlü mantıkla da makul bir prensip değildir.
Kızılelma, Türk milletinin manevi besinidir. Açlar yiyecek bulamadıkları zaman nasıl faydasız, zararlı, hatta zehirli nesneleri yerlerse, Türk milleti de "Kızılelma" kendisine yasak edildiği için marksizm ve kozmopolitizm gibi zararlı ve zehirli fikirlere el uzatıyor.
Büyüklükten korktuk. Küçüklüğü benimsedik ve milli ülkü ile delilik diye alay ettik. Güvenlik Konseyi'ndeki seçimler göstermiştir ki, kimseden bir şey istememek, herkesle hoş geçinmek, ittifaklar yapmak bir millete itibar sağlamıyor. Kızılelma ülküsünü bir delilik sayacaksak, büyüklükten değil yaşamaktan da vazgeçmeliyiz. "Tarihi görevini yapmış ve artık ölmeye yüz tutmuş bir topluluk" olmayı kabul etmeliyiz. Eski Asurlular, Hintliler, Romalılar gibi haritadan silinmeye razı olmalıyız. Buna razı değilsek milli ülkünün peşine düşmeliyiz ve demiryolu yapmaklar birkaç fabrika kurmayı ülkü diye göstermek gafletinden çekilmeliyiz.