Ah ömrüm, ne boş geçtin sen. Ne beyhude cevelan ettin bu dünya aleminde. Bak ki kaç seneyi tamam ettin bu sürgün diyarında. Yaşın kaça geldi, kaç yaz, kaç bahar gördü gözlerin…
Kendimi birden kurusun diye pencerelere asılan, sonra orada unutulup yavaş yavaş buruşan, sonunda da asıldığı yeri kirleten yaş bir toz bezi gibi hissettim.
İşte bulaşan kir, kir değildir. Toz da olsa, kireç de olsa, cila da olsa kir değildir. Emek, kir getirmez. Sakın işten gelen bir işçi hakkında ‘pasaklı biri’ deme. Onun yerine şöyle de “ giysilerine emeğinin izleri kalıntıları bulaşmış. “ Bunu sakın unutma.