Erdal Öz, ilk romanı olan Odalarda'yı yazdığında henüz 23-24 yaşlarındaydı. Romanı yazdıktan sonra bir umutla Yaşar Nabi'ye göndermiştir. Yaşar Nabi, romanı okuduktan sonra Öz'e bir mektup yazarak kitabın Dostoyevski ile Camus arası bir şey olduğunu ve kitabın kendini hem beğendirdiğini hem de insanı tedirgin ettiğini söylemiştir. Kitabın içerisinde yer alan müstehcen sahneler sebebiyle tekrar Erdal Öz'e göndereceğini söyleyen Nabi, Öz'ün ısrarları üzerine kitabı yayımlamayı uygun görmüştür.
Erdal Öz, romanına Gogol'ün Palto adıyla çevrilen öyküsünden yola çıkarak yazdığını yıllar sonra kitabında buna yer vererek belirtmiştir. Ayrıca kitabı tam 35 yıl sonra tekrar okuyucusuyla buluşturmak için baştan sona tekrar gözden geçirmiş ve bazı düzeltmelerde bulunmuştur. Eserin diliyle oynamamış fakat Ataç'ın "ve" bağlacının Türkçe olmadığını, Türkçenin yapısına aykırı olduğunu söylediğinden Öz de kitaptaki tüm "ve" bağlacını kaldırıp yerine virgül ya da noktalı virgül kullanmıştır.
Odalarda romanında, yazarın diğer eserlerinin aksine bireysellik teması ele alınmıştır. Annesini kaybeden bir adamın hayatından kesitler anlatılıyor. Gerçekten de yer yer Camus'un Yabancı adlı kitabından izler olduğunu görmek mümkün. Adını bilmediğimiz kahramanımızın gerek davranışlarını gerekse olaylara karşı tepkisini okurken garipsiyoruz. Açıkçası romanların başlarında olayın daha farklı bir gidişatı olacağını düşündüm fakat romanın sonuna kadar bu beklentim gerçekleşmedi. Durağan bir olay örgüsü vardı oysaki ben kahvehanedeki o ilginç adam sayesinde olayların daha karmaşık bir hal alacağını bekliyordum...
Okuduğum enteresan kitaplardan biri oldu İntihar Dükkânı. Mizaha sıkça yer verildiği, ironik bir şekilde intiharın ele alındığı bu kitap okuyucuyu hem güldürüyor hem de düşündürüyor. O kadar keyifle okudum ki kitabı anneme yanlışlıkla bitirdiğimi söylemişim
Bir dükkan düşünün yalnızca intihar etmek istediğinizde ölümünüze uygun eşya satın alabileceğiniz... ve sloganı da; "Merhaba, hayatta başarılı olamadınız mı bize gelin ölümü başaracaksınız."
Öğrendiğim kadarıyla kitabın bir de animasyon filmi de varmış. Birazdan onu da izleyeceğim. Ayrıca kitabın içeriğinde yer alan Alan Turing’in elması kısmı beni etkiledi. “Alan Turing, eşcinselliği yüzünden adaletle başı belaya giren ve ilk bilgisayarların yaratıcısı kabul edilen bir İngilizdi.(...) Bilgisayarın mucidi tuhaf bir biçimde intihar etti. 7 Haziran 1954’te bir elmayı bir siyanür solüsyonuna daldırdı ve bir sehpaya koydu. Daha sonra resmini yaptı elmanın ve arkasından da yedi.” şeklinde geçiyor kitapta. Apple’ın logosunun dişlenmiş bir elma olmasının sebebinin bu olay olduğu söyleniyormuş. Kitapta yer alan başkahramanın adı da Alan. Ailesinin aksine yaşama sevinciyle dolu olan Alan, kitabın sonunda büyük bir süpriz yapıyor biz okuyuculara
Öykü tadında güldürürken düşündüren bu güzel kitabı okumanızı tavsiye ederim.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,8bin okunma