“Televizyonda bir süri dizi var. İnsanlar da aptal aptal seyrediyorlar onları. İslamın asla hoş görmeyeceği bir hayat tarzı pompalanıyor ekranlardan. Çanakkale cephesinden feci! Televizyon cephesinde verdiğimiz zayiatın haddi hesabı yok. Üstelik Çanakkale cephesinde 'şehit' oluyordu insanlar; televizyon cephesinde 'telef' oluyorlar.“
“Benim kalbime giden yol, metro çalışması nedeniyle kapalı. Önce beynime gidip ordan feribotla kalbime geçebilirsiniz; ama zahmetlidir: tavsiye etmem.”
“Kapitalizm benim gibi evde oturan adamı naapsın? Hiç hazzetmez. Evde oturan adama bir şey satamaz çünkü. Bu yüzden de, insanın evde sıkılacağına dair yalanlar üretmiştir: mutluluğu, neşeyi, eğlenceyi 'evin dışında' konumlamıştır. Zavallı insan kardeşlerim de bu oyuna gelir, evde canının sıkıldığı yalanına inanır, dışarı çıkar ve kaçınılmaz bir şekilde para harcar. Yemeğe çıkmak, sinemaya gitmek, alışveriş yapmak' bir mutluluk biçimi olarak sunulur. 'Evde pineklemek, uyuz uyuz oturmak' gibi tabirlerle de evcimen hayat küçümsenir. Oysa kapitalizmin bu tezgâhına karşı, Müslüman, evinde mutlu olan adamdır. Bu sebeple bayım, biz evimizi bilinçle ve inatla sevmeye devam edeceğiz. Gerçi kapitalizm, televizyon ve internet aracılığıyla, evdeki adamın da cebindeki paraya gözünü dikmiş durumda. Evine kapanan adamı bile rahat bırakmıyorlar.“
“İşte Rabbimiz de bize cennetteki sonsuz ve huzurlu hayatımız için fırsat vermektedir: yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük, yapılması gereken külfetli bir iş, halledilmesi gereken bir sorumluluk gibi görünen namaz, aslında insana tanınmış bir fırsattır. Hadi edepsizce bir benzetmeye cüret edeyim: Namaz cennet kuponudur arkadaşlar; günde beş defa verilen bu kuponlar titizlikle biriktirilip belirtilen adrese gönderilmelidir.“