Zaten küçükten beri hakikatten ziyade hayal dünyasında yaşayan sessiz bir çocuktum. Tabiatımda manasız denilecek kadar ileri giden bir çekingenlik vardı ki, çok kere etrafım tarafından yanlış anlaşılmama, aptal yerine konmama sebep olur ve beni üzerdi.
Sanat, sadece işi birbirine bağlayan tutkaldan ibaret. Elbette her zaman sadece tutkal değildir. Bazen gerçekten de, büyük harfle Sanattır. Ama çoğu zaman, sanat dünyası açısından bakarsan, eser dediğin şey alım satım yapmak, sosyalleşmek, böbürlenmek, zevk gösterisi yapmak ve kara para aklamak için bir vesile yaratmaktan başka bir işe yaramaz. (...) Sanatçılar ara sıra alınıp satılması mümkün olmayan eserler ortaya koymaya çalışır. Ama piyasa bunun da her zaman bir yolunu bulur.
Hem günlük hayatlarını hem de deneyimlerini paylaşmak için çektikleri fotoğraflarda gerçek kadın bedeninin sansürlenmesi yalnızca fiziksel özgürlüklerini kısıtlamakla kalmaz, toplumsal pişemizin derinlerinde kadın bedeninin bir tabu olduğunu; nesnel bir açıdan ele alınamayan, kabul görmesi için kontrol altına alınıp manipüle edilmesi gereken bir obje olduğunu savunan kaotik bir düşünce yapısı oluştuğunu da gösterir.