"Beni sevdiğini de söyledin, değil mi?"
"Evet."
"O zaman neden bizim eve gelip babamdan beni
sana vermesini istemiyorsun?"
Öyle duygulandı ki doğrularak oturdu ve yüzümü
avuçları arasına aldı.
"Sen benim oğlum olmak mı istiyorsun?"
"İnsan babasını doğmadan önce seçemiyor. Ama ben
seçebilsem seni seçerdim."
"Gerçekten mi, bızdık?"
"Yemin bile edebilirim. Hem böylece sofradan bir tabak eksilmiş olur. Söz veriyorum, bir daha hiç küfret-mem, kıç bile demem. Ayakkabılarını boyarım, kuşların kafesini temizlerim. Çok uslu dururum. Okulun en iyi öğrencisi olurum. Her şeyi yaparım, bütün kurallara uyarım."
"Bazen parayı benim yerime ona verebilirsiniz. Annesi çamaşırcılık yapıyor ve on bir çocuğu var. Hepsi küçük. Anneannem Dindinha yardım için onlara her cumartesi biraz kuru fasulye ve pilav veriyor. Ben de çöreğimi paylaşıyorum, çünkü annem bize, fakir olsak da elimizdekini bizden yoksullarla paylaşmamızı öğretti."