Söze bu kitabın okumasının ilk kitaptan çok daha kolay olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. İki kitabın arasında 16 yıl var yani ya Aciman az kelime ile çok şey anlatma konusunda kendini geliştirdi, ya da çevirmenin farklı olmasından dolayı ama bu kitap çok daha akıcı başlayıp devam ediyor. Kitabın başındaki bölüm Elio’nun babası Samuel’i ve Roma’ya giden bir trende karşılaştığı Miranda adlı genç bir kadının ilişkisini anlatıyor. Çoğu kişi bu bölümü gereksiz diye nitelendirmiş fakat ben bu bölümden aşırı derecede zevk aldım, yazar kitabı illa ki Elio ve Oliver üzerine kurmak zorunda değil çünkü. İkinci bölümde yine bir yaş farkı ve o yaş farkının insan ilişkilerine olan etkisi konu alınmış ama nedense Elio’yu Michel gibi biriyle yakıştıramadım, ikisinin birlikteliğini sevemedim. Zaten bölümün sonunda Michel ilişkilerinde hala Oliver’ın kalıntılarını gördüğü için Elio’yu mutlu olması için bırakıyor. Bu bölümdeki temaları yakalamam biraz araştırma gerektirdi, Yahudiler ve soykırım hakkında biraz bilgiye ihtiyacınız var, aynı şekilde müzik terimlerine de. Sonunda Michel’in babasının sırrının çözülmesi bana Agatha Christie kitaplarını hatırlattı :) Bu ilk iki bölümde de sürekli yaşlı kafasına, düşüncelerine maruz kaldım bu yüzden içimin bunaldığı oldu okurken. İlişkilerini bitirdiklerine de sevindim, sürekli kader ve yaşından yakınan biriyle olmak zor olmalıydı Elio için. Üçüncü ve dördüncü bölüm çok kısa ve üstünkörüydü ama yeterince şeyi açıklığa kavuşturduğunu düşünüyorum. Keşke son bölüm biraz daha uzun olsaydı ama, Oliver ailesini nasıl bıraktı, neler oldu çok az değinilmiş buralara. Geleceklerini nasıl planladılar onuda öğrenmek isterdim ama yine de on üzerinden onluk yazılmış bir kitaptı bence.
Bul BeniAndré Aciman · Sel Yayıncılık · 20221,038 okunma