Zamanın etkin kullanımı konusunda ders
veren bir öğretmen bir gün öğrencilerine bir sınav yapar.Öğretmen masasına kocaman bir kavanoz yerleştirir. Sonra sınıfa getirdiği torbalardan birinden aldığı iri kaya parçalarını kavanozun içine koymaya başlar. Kavanozda başka taş koyacak yer kalmayınca öğrencilerine döner ve sorar:
“Kavanoz doldu mu?”
Öğrencileri hep bir ağızdan “Evet doldu” diye yanıt verir.
Bunun üzerine öğretmen eğilip masanın altındaki çakıl dolu kovayı alır ve kavanoza dökmeye başlar, ara ara kavanozu sallayarak daha fazla taş parçasının boşlukları doldurmasına izin verir. Sonra yeniden sorar:
“Peki şimdi doldu mu?”
Öğrenciler bu sefer daha temkinlidir “Tam dolmuş sayılmaz” derler.Zaman öğretmeni bu sefer bir kova kum döker kavanozun tepesinden.Döktüğü kum her yeri doldurana kadar devam eder ve yine sorar:
“Kavanoz doldu mu?”
Öğrenciler bu kez “Hayır dolmadı” der. Öğretmen “Aferin” diyerek eline aldığı bir sürahi suyu döker bu kez.
Ve sonra “Bu gördüklerinizden ne ders
çıkarttınız?” diye sorar.Afacanlardan biri “Gün içinde yapmanız gereken şey ne kadar çok olursa olsun her zaman yenilerine yer vardır” der.
Öğretmen sınıfa döner ve şöyle der:
“Hayır, çıkarmanız gereken ders şu:
Eğer büyük taş parçalarını baştan kavanozun içine koymazsanız daha sonra
asla koyamazsınız.”
Hayattaki önceliklerini belirlemek kavanoza büyük çakıl taşını koymakla başlar.Geri kalanlara da hayır demekle devam eder.
“Uygun zamanda, uygun insanlarla, uygun
eylemlere” evet demek ve gerektiği yerde hayır demek kavanozunuza çakıl taşını koymak için önemli bir eylem.
Farklı severiz hepimiz.Farklıdır hepimizin sevgi dilleri.Kimimiz kaçıngan kimimiz kaygılı kimimiz güvenilir.Tabi hepimiz güvenilir bir şekilde sevmek isteriz.Ama çocukluktan kazandığımız, gördüğümüz sevme şeklimiz vardır.Biz büyüdükçe bizimle oluşan,şekillenen sevme biçimlerimiz.Bazımız kaygılı sever,sevdikçe sever ve yakınlaşmak ister.Kaçıngan olanada bu sevgi ağır gelir.Sevginin altında ezilir ve adı gibi kaçar.Umarım bir gün hepimiz kendi sevgi dilimize uygun o kişiyi buluruz. Kitap hangi bağlanma stiline yatkın olduğunuza dair açıklamalarda bulunuyor.Bunu öğrenip kendiniz için daha sağlıklı ilişkiler kurmak için size ipucu oluşturucak bilgiler edinebilirsiniz.Ama açıkçası ben şuna inanıyorum iki tarafta birbirini seviyorsa eğer bağlanma stilinin bir önemi olmamalı.Sevgileri için birlikte olmak için çabalamalı.Çünkü kader gayrete aşıktır.Sevgisi için çabalayan inşalarla karşılaşmak dileği ile..Sağlıcakla kalın .
BağlanmaAmir Levine · Aganta Kitap · 20185,9bin okunma
Kitabın içinde beğendiğim mektuplar oldu.Ancak genel olarak sürekli kendini tekrarladığını düşünüyorum.Pek hoşuma gitmedi.Çok sürükleyici olduğunu söyleyemem.
Çok bilgi yüklü bir kitap.Açıkçası daha temel düzeyde ve özet şeklinde olmasını yeğlerdim.Ders kitabı gibi çok ayrıntılı anlatılmış.Anlatılmak istenen daha net bir şekilde olabilirdi.Benim hoşuma gitmedi ve yarım bıraktım.
2023 sonu gibi elimdeydi bu kitap.Başı vardı da sonu gelemedi.2023 Aralık..Erdek’te bir cafedeyim.Dışarıda yağmur yağıyor.Yıl sonu.Her yer ışıl ışıl.Biten bir yılı kutlamaya hazırlanıyor insanlar.Elimde bu kitap.Ne kadar da telaşlıyım ne kadar gergin.Kaçırdım korkusu..Anı,zamanı,insanları,başarıyı kovalayıp duruyorum.Hoş aksi ya ben kovaladıkça kaçıyorlar benden.Böyle bir kaos içinde başladım kitabı okumaya.Açtım ilk sayfasını.Sakinlik diyor,yavaşla diyor.Nasıl da beylik laflar ama.Koşarak geçtiğin yolları koşma,dur diyor.Fazla iddialı geldi tabiki o zaman ki bana.Evet,o zaman ki ben.Çünkü hepimiz bunu biliyoruz artık.Büyüdükçe kabullendik değil mi? Zaman hepimizi değiştirdi.Kendimizden bahsederken o zaman ki ben diye bahsetmeye başladık.Geçti.Geçmez dediklerimiz geçti.Acılar geçti,mutluluklar geçti.Kitabı okurken daha doğrusu okumaya başladığımda bu dediklerime yakın şeylerden bahsediyordu.Geçiyormuşta, yavaşlamam gerekiyormuşta.Bıraktım tabi okumayı.Aradan geçen 2 sene sonra tekrar aldım elime ve 2 günde bitirdim.O kadar iyi anladım ki.Okurken 2 sene içinde nerelerden döndüğümü,nelerden vazgeçtiğimi ve neleri kazandığımı gösterdi bana kitap.Hani derler ya bazı şeyler yaşanmadan anlaşılmaz diye.
Yaşamadan önce elime aldığım bu kitabı yaşadıktan sonra okudum.Ve şu an ki ben ne
demek istediğini çok iyi anladı yazarın.Okurken hayatınızdan çok yer bulacaksınız.Hadi ordan diyip bırakıcaksınız belki ama ben gibi seneler sonra tekrardan elinize alıcaksınız.Çünkü bir yerden size dokunucak ve siz sizde bıraktığı o izin peşine düşüceksiniz.Kitabın bana hissettirdiği bunlardı.İyi okumalar.