“Sadece benim olacak bir ruha, dertlerim dolup taştığında onları anlatabileceğim, içimdeki çığlıklarım katlanılmaz olduğunda, onları bastırmaya devam edersem beni boğacak hale geldiklerinde bağırabileceğim bir yüreğe sahip olacağıma inandım.”
“Ama pek mutlu olduğum kimi anlarda beni saran o apansız ve uzun düşlerden şüphelenmek niye? Bir suskunluk karşısında sende beliren, sevilen kadınlara özgü o sevimli öfke niye?”
O gece, çatıya sürtüp tutuşturursam kibritler bir şekilde her şeyi yakıp yok edecekmiş, alevlerin ucundaki kıvılcımlar dünyayı ve içindeki kalbi kırık bütün insanları ateşe verecekmiş gibi geldi.