Tıpkı o bir arı gibi hem kuvvetli, hem zayıftı. Tıpkı onun gibi etrafını insafsız kimseler sarmıştı. Zehrini akıtmasına imkan vermeden onu kıskıvrak yakalıyorlar ve müdafaa vasıtalarını elinden alıyorlardı.
Hayır, o hiçbir şeyi kendisi değiştiremeyecekti. Her geçen gün onu bu balçık yolda biraz daha ileri, biraz daha derine götürüyordu. Arkasına bıraktığı sahilin gitgide erişilmez oluğunu fark ediyor, artık oradan kendisine elini uzatacak birinin bile onu kurtarmayacağını sanıyordu.
Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar, " Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!"deriz. Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden, bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez.