Onlar işportaya konan bir elma gibi onu süsleyip temizlemişler, parlatmışlar, sonra yağlı bir müşteriye okutmuşlardı. Kız yetiştirmekten de gaye bu değil miydi?
Kaymakam küçük Yusuf'un elinden tuttu,kendine doğru çekti. Gözleri yaşarmış gibiydi.
"Gel benimle öyleyse..."dedi.
"Nereye geleyim?"
"Benimle gel...Benim yanımda kal. Beni seni baban gibi severim, olmaz mı?"
"Beni babam gibi sevemezsin ama,geleyim. Senin de kimin kimsen yok mu?"
"Ama, Mrs. Heathcliff," dedim,"hepimiz bir başlangıç dönemi geçirdik;ilkin hepimiz bocalayıp sendeledik; öğretmenlerimiz yardım edeceklerine bizimle alay etmeye kalksalardı, hala da bocalıyor, sendeliyor olurduk."