Albert Camus, Sisifos’u anlatırken “Mutlaka bir gün olacak.” demiyordu. Aksine, olmayacağını bilerek de devam edebileceğimizi söylüyordu; çünkü bu, insan kalabilmenin bir yoludur vurgusunu yapıyordu. Onun üzerinde durduğu şey bir tavırdı. Belki de kendimize pusula olarak belirlememiz gereken şey tam olarak budur: bu tavır.
Albert Camus, Sisifos’u anlatırken “Mutlaka bir gün olacak.” demiyordu. Aksine, olmayacağını bilerek de devam edebileceğimizi söylüyordu; çünkü bu, insan kalabilmenin bir yoludur vurgusunu yapıyordu. Onun üzerinde durduğu şey bir tavırdı. Belki de kendimize pusula olarak belirlememiz gereken şey tam olarak budur: bu tavır.
Eğer hayat bir kart oyunu ise elinizi onunla olabildiğinizce becerili bir şekilde ilgilenerek ve kartlanınız hakkında bilinçli olarak ve kartlarınızı kabul ederek oynama şansınız vardır.Bu istekliliği seçmektir.Ya da kartları yere atıp ‘oynamayacağım.bu adil değil dersiniz.bu inatçılıktır.
Konuşanların sırrı yoktur. Ve hepimiz konuşuruz. Kendimize ihanet eder, kalbimizi teşhir ederiz; her birimiz dile gelmezliğin celladıyızdır; her birimiz sırları en başta da kendi sırlarımızı yok etmek için yırtınırız