...çünkü ben suskunluğun baskısından, yalnızlığımın azabından kurtulma ihtiyacının sabırsızlığıyla, nefes nefese bir atlıkarıncanın direğinin dibine sinmiştim ve yine de kıpırdamaktan, seslenmekten, bir söz söylemekten acizdim.
Bence bir insanı tanımanın tek bir yolu vardır, onu bitmiş kabul etmek. Onu artık yaşamıyor saymak. Insan ancak böyle bakınca onu olduğu gibi, tamamlanmış olarak görebilir.