İlkellik denilen şey, gerçekte tabiata saygı, saflık, sadelik, samimilik demektir. Ancak Batı uygarlığı Rönesans'tan sonra tabiata saygısını, saffetini, sadeliğini kaybettiği için bir ayırım yapmak zorunda kalmış ve bugünkü durumunu eski duru-mundan ayırmak için eski haline ilkellik adını vermiştir.
Yüzyıllardan beri ilkelliği horlayan Batı uygarlığı, küçüm-sediği her şeye ilkel demeyi reva görmektedir. Ona göre Çin uygarlığı ilkeldir. Hint ve İslâm uygarlığı ilkeldir. Afrikalı insanlar ilkeldir. Amerikalılar, bu kıtanın yerlileri olan Kızılderililere ilkel, daha kaba olarak vahşi der. Keza Afrikalı insanlar vahşi sayılır.
Avrupalının anlayışında "köle" kelimesi, aslında İslam'ın öngördüğü kölelikten farklıdır. İslâm hukukunda köleye nasıl muamele edileceğine ilişkin kural öngörülmüşse de, kölelik kurumsal bir statü olarak belirlenmemiştir. Köleye efendisinin nasıl muamele edeceği kayıt altına alınmış ve kölenin özgür kılınması için önlemler geliştirilmiştir. Roma hukukunda ve Grek uygulamasında ise kölelik kurumsal bir statüdür. Batı uygarlığı, kendi dışındaki insana bakarken ona köle, yani eşya olarak bakmayı neredeyse bir "kafa sevk-i ta-bii"si haline getirmiştir.