Genelde sanılıyor ki, hümanizma bütün insanlara insanca muamele etmenin, en azından böyle bir hevesin ve arzunun ifadesidir. Aslında yanılsama da buradan kaynaklanmaktadır. Çünkü Batı insanı, hümanizmayı sadece kendi mensubu insanlar için böyle algılamaktadır.
Batı uygarlığının "hümanizma" görüşü, aslında sanıldığı gibi geniş ve kapsayıcı bir kavram değil... Hümanizma, vahye karşı, insan aklının meydan okuma tavrını ortaya koymaktadır.
Halen Türkçe'de süregelen kavram kargaşasının kökeninde dil sorunu değil, fakat Batı uygarlığına özgü kavramlarla, İslâm'a özgü kavramlar arasındaki anlam kaymaları yatmaktadır. Sorun belli bir olguya "individual" ya da "fert" ya da "birey" demekten kaynaklanmıyor, bu kavrama yüklenen anlamdan kaynaklanıyor.
Kuşkusuz, kelimelerin bir lügât anlamı olduğu gibi, bir de ıstılah anlamı var. Lügatteki anlamı yerli yerine oturtulmuş bir kelime, aynı zamanda o kelimenin ıstılah (terim, deyim, terminoloji) anlamını içermeyebilir. Bu durum en çok günümüzde, kültür değişimine uğramış, kavramları allak bullak edilmiş ülkelerde söz konusu.