…Güvenliğin bir arzı ve bir talebi olduğu ve devletin kişilere verilecek bu hizmetin tekelini artık tutmayı istemediği tutamayacağı değerlendirilmesi yapılır. Sonuç olarak güvenlik artık bölünemez bir kamusal yarar olarak sunulmaz. O bir ticari maldır. Ticari bir mal olduğu ve bu yüzden de optimize edilebilir olması gerektiği için serbest piyasada alınıp satılabilmelidir.
Sosyal bağ artık kanunun her yurttaşı toplumsal çöküşten kurtarmak amacıyla belirlediği dayanışma ve yardım mekanizmalarından yola çıkarak inşa edilmeyecektir. Toplumsal bağ kamu yasasından ziyade, ahlaki normların kabul edilmesiyle ortaya çıkan bir topluluğun dokusu olarak inşa edilecek ve bütünlüğünü her türlü aykırı davranışın ihbarı sayesinde sağlayacaktır
Dergideki şehir efsanesiyle ilgili yazıda şöyle deniyordu: Günün sonunda ister geçmişe dönmüş olun ister geleceğe gidin, şimdiki zaman değişmiyor. Bu da akıllara şu soruyu getiriyor: O halde o sandalyenin ne anlamı var?
Ama Kazu insanların karşılaştıkları zorluklar ne olursa olsun her zaman üstesinden gelecek güce sahip olduklarına inanmaya devam ediyordu. Sadece cesaret gerekiyordu. Eğer sandalye bir kişinin bile kalbini değiştirebiliyorsa o halde kesinlikle bir anlamı vardı.
Aşkın düşmanı bencilliktir, herhangi bir rakip değil. Şöyle de denebilir: Aşkımın en amansız düşmanı, yenmem gereken düşman, öteki değil benim, farka karşı özdeşliği isteyen, farkın prizmasında süzülmüş ve yeniden oluşturulmuş dünyaya karşı kendi dünyasını dayatmak isteyen “ben”.