İnsanlarla iletişim konusunda birçok bakış açısı kazandıracak bir kitap. Ara ara açıp hatırlanmalı ve tavsiyeleri uygulayarak deneyim kazanmalı. Ayrıca yazarın biyografisine de hayran kalmamak elde değil.
Çoğu konuda aklımda şimşekler çakmasına vesile oldu, kitlelerin doğasını anlamak günümüz ve gelecek Türkiye’si hakkında -içinde yaşadığım toplumla bağdaştırmadan asla okuyamadım elbette- beni karamsarlığa düşürse de, eylemleri anlamlandırabilmek adına daha entelektüel bir yaklaşım geliştirebilmeyi sağlayacak. Artık ‘keşke daha önce okusaymışım’ dediğim kitaplardan birisi..
Bu türden kitapların bana insanları tanıtmaktan çok “kendimi kendime tanıtmasını” çok tatmin edici buluyorum. Alfred Adler’in tanımıyla “etkinliklerimin kaynaklarının” neler olduklarının farkına varmak çocukluktan itibaren yetiştirilme tarzımın daha farklı olabileceği hakkında beni biraz umutsuzluğa sürükledi fakat yetişkinlik yolunda bunlar hakkında farkındalığa sahip olmak elbette bu umutsuzluğun üstesinden umutla gelebilmeme yardımcı olacak :)
Psikiyatr Victor E. Frankl kurucusu olduğu logoterapi’nin ilkelerini İkinci Dünya Savaşı sırasında bir toplama kampındaki deneyimleri eşliğinde anlatıyor. Okurken durup soluklanmam gereken yerler oldu çünkü anlatılan insanlık dramı gerçekten inanılır gibi değildi. Okuyan olmak bile bu kadar acı vericiyken yaşayan olmanın ne kadar zor olduğu hakkında empati yapmak işten bile değil. Sürekli her yerde denk geldiğim bir kitap olduğu için artık ertlemekten vazgeçip alıp okudum ve iyi ki bu kararı vermişim. İnsana dair çok şey öğreten bir kitap.. Okuma listenizin en başına eklemenizi tavsiye ediyorum.
İnsanlık tarihi hakkında çok kafa açıcı bir kitap. Birçok konu hakkında yeni bir bakış açısı edinebilirsiniz ve kaleminizi almayı unutmayın çünkü altı çizilecek ve not alınacak çok yer var..