Khaled Hosseini şöyle der:"Belki de tükenmişimdir. Bir şeyler yapacak, bir şeyler için uğraşacak çabayı kendimde bulamıyorumdur. Benim de emek vermeden güzel giden şeylere ihtiyacım vardır." der ve ekler: "Beni bana geri vermek istiyorumdur."
Beyin fırtınalarım
Saygı. Son zamanlarda hayatımın her anında önem verdiğim saygı kelimesinin önemini biraz daha anladım. Ve şunuda anladım ki insanlar saygıyı çok çok yanlış anlıyorlar. Özellikle günümüz modern, kültürlü, feminenleşen toplumunda(?) insanlar saygıyı başkalarının kendilerini oldukları gibi kabul etmesi olarak görüyorlar. Kimse hatalarının yanlışlarının geçmişinin sorumluluklarını almak istemiyor ve hatta bunun üstüne kendilerini bu yanlış insan rolüyle kabul edip başkalarından saygı bekliyorlar :) Arkadaşlar tamam bizi biz yapan şey hatalarımız olabilir hatta hatasız kul olmaz belki ama saygıda hak edene verilir neticede... Şu olaydan da nefret ediyorum: kişinin yanlışları hataları var tamam ama bunu değiştirmek kendine hak ettiğini vermek biraz olsun ilerlemek sağlıklı bir fiziğe, mentaliteye sahip olmak yerine hâlâ başkalarından kendisini olduğu gibi kabul etmesini ve saygı göstermesini bekleyen insanlar... Her şeyin az veya çok emekle kazanıldığı şu dünyada birazda saygı için de emek vermeli insanlar diye düşünüyorum. Ha şunuda eklemesem olmaz. Son zamanlarda sosyal medyanın, popüler kültürün ve bir saçmalık haline gelmiş feminizmin getirdiği kafa yapısı: kişinin sevdiği insanin sözünü dinlemesinin kısıtlayıcılık olması durumu. Arkadaşlar sevdiğiniz kişi sizin için bir şey istiyorsa ve sizi gerçekten seven biriyse o kişinin istediği şeyin sizin iyiliğiniz için olmama ihtimali yok. Yani demem o dur ki sevdiğiniz insanı reddedip onu saçma salak ifadelerle çercevelemeden önce biraz oturup düşünün. Saygıdan yola çıkmıştım konu nerelere geldi... Ama zaten bunların hepsi saygıyla bağlantılı, saygının olmadığı yerde sevgide olmaz unutmayınız efenim iyi günler.
Hayata Dair
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dünya , kalbimin ritmine uymuyor
Dünya, kalbimin ritmine uymuyor. Bu yüzden bazı insanlara, sözlere ve yaşanmışlıklara kendimi yabancı hissediyorum. Çünkü burada iyilik her zaman karşılık bulmuyor, samimiyet çoğu kez değersizleşiyor, merhamet ise nadiren takdir görüyor. Çoğu zaman en çok seven inciniyor, en çok emek veren yoruluyor, en temiz niyet taşıyan en ağır sınavlardan geçiyor. Bazen düşünüyorum da… İnsan kalbi kötülüğe alışamıyor. Ne kadar güçlü görünürse görünsün, haksızlığı gördüğünde canı yanıyor, vefasızlığa uğradığında sessizleşiyor. Kimseye zarar vermeden yaşamak isterken, en derin yaraları yine insanlardan alıyor. İşte o zaman anlıyor ki dünya, gönlüne göre kurulmuş bir yer değilmiş.
Duygu ve Düşünce
Gaziantep; taşında tarih, insanında emek, sofrasında bereket taşıyan; her köşesi ayrı bir hikâye anlatan şehirdir.
Aşk ve Sevda: Bir Başlangıç ve Bir Ömür ​Aşk, kalbin ilk kıvılcımıdır. Heyecan, uçuşan kelebekler, merak dolu 'acaba'lar... İnsanı canlandırır, hayatı renklendirir ve kişiyi hiç bilmediği yollara sürükler. 'Heves' dediğimiz o ilk ateş hiç de küçümsenmemeli; o olmasa, kimse kendi içindeki o cesur ilk adımı atamazdı. Aşk, hayata bütün kapıları açan bir 'evet' deme cesaretidir. Bitse bile, sana kattığı o eşsiz enerji ve öğrettikleri, ruhunda bıraktığı bir iz olarak hep sende kalır. ​Sevda ise, o ilk kıvılcımın zamanla köze, sonra da hiç sönmeyen bir ateşe dönüşmesidir. Üstadın dediği gibi; 'Nefesin yettiği sürece...' Çünkü sevda sabır ister, emek ister, vazgeçmemeyi bir hayat disiplini haline getirir. Fırtınada tutulan bir şemsiye gibi; yorulsan da o şemsiyeyi yere bırakmamaktır. Sevda, zaman geçtikçe derinleşir, ruhunda kök salar ve artık senin bir parçan haline gelir. ​Aşk ve sevda: İkisi de yaşamın en güzel mevsimleridir. Aşk, seni derin bir uykudan uyandırır; sevda ise o uyanıklığı bir ömür boyu ayakta tutar. Biri bahar çiçeği gibi coşkulu ve içten bir mucize, diğeri çınar ağacı gibi köklü ve sarsılmaz bir limandır. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap
Birini sevdiğiniz de neyin ne olduğunu bilmeden seversiniz, Yaralarını bilmeden, Ailesini tanımadan, Kim olduğunu bilmeden, Daha önce görmeden, Size bir kalp sunulur ve siz sadece o kalbi seversiniz. Mutluluklarını bilmeden, Kalbindeki cam parçalarını bilmeden.. Eğer sevdiğiniz kişide kırgınlıklar yoksa, Kalbinin orta yerlerine saplanıp kalmış toplayacağınız cam kırıkları yoksa şanslısınızdır. Ama avuç avuç toplamanız gereken camlar varsa, Birazcık zordur işiniz. Önce bir kaç yeriniz kanayacaktır muhtemelen, Azıcık sızlar yüreğinizin bir yerleri, O üzüldüğü için bilmediğiniz bir yanınız acıyacaktır. Gözünde hüzün gördüğünüzde muhtemelen bazen soramayacaksınız bile neyin var diye, Hatta nasılsın sorunu sormak istemezsiniz bazı günler, Cevabını önceden bilirsiniz. Elinizden gelecek bi şey yoksa soramazsınız nasılsın diye, Sessizce bir köşe de geçmesini beklersiniz. Ama panik olmayın. Sevgi emek ister. Emek verdiğiniz her şey size huzur olacaktır. Kanayan bir yara gördüyseniz, Tuz değil yaraya merhem olun, Kanayan yaraya merhem mi olunur demeyin! Olunur! Önce sevin sonra yaranın üzerine aşkınızı, sevginizi bırakın, kabuk bağlayıp yara kaybolacaktır. İnsan sevdiğini seçemez diye düşünenlerdenim. Çünkü sevmek mantıkla olmaz, yürekle olur.