Aslında hepimizin tanığı olduğu o koşuşturmalı hayatların içerisinde gürültüye kendini kaptıranların içimizden birileri olanların hikayelerini aktarıyor Tarık Tufan. Ve bu gürültünün içerisinde yinede aşina olduğumuz isimler var: Maria Puder, Raif Efendi, Sartre gibi. Ve toplumu daha doğrusu insanlığı değiştiren şeyleri (kapitalizm,borsacılar, bankacılar) başında çok güzel bir hikaye anlatarak dile getiriyor her yazısında.Ben bunları okuduğumda-çünkü yüzüme gerçekleri bu kadar açıkça vuran başka bir kitapla henüz tanışmadığım için- beyninden vurulmuş döndüm.Tarık Tufan'nın utanmışlıkları ve kendi deyimiyle bakışlarını kaçırdığı bazı şeylerden bizim utandığımızı ve artık gerçekten yorulduğumuzu görüyoruz kitapta.
"Şiddetin aşktan daha çok kelimeyle anlatıldığı bir ülkede insanlar öfkenin her türlüsüne uygun aptalca kararlar alabildiği halde aşk için bunu yapamıyorlar."
"Ölüme gözyaşı dökmenin derecesi, ölümün benliğine yakınlaşma derecesi kadardır.Bu yüzden en çok kendi benliğimize yakınlaşan varlıkların ölümüne ağlıyor insan."