Ölmeden önce okunacaklar listesi diye bir listeniz varsa mutlaka içinde olması gereken bir kitap İnsancıklar. Aradan geçen 170 yıla rağmen insanların yoksullukla başa çıkma çabası, toplumda fakirlikten kaynaklanan ezilme, insanlar ne der, insan içine nasıl çıkarım algısını çok iyi anlatan bir kitap.
Evet, bir aşk romanı ama harika insanlik dersleri ve ögütleriyle o dönem Rusyasını da ele alarak harika bir anlatımla birleşmiş müthiş bir eser. Rusyanın soğuk, gri, buhranlı havası, bir çift ve onların mektuplaşmaları, sıkıntıları, hayatları, mutlulukları ve hitapları tek kelimeyle mükemmeldi.
Hayatta gerçekten önüne geçilmez bir toplum algısi olan fakirliğin-daha doğrusu paradan yoksunluğun- tarifinin kahramanların ağzında okumak, ve aslında bazen çok basit bir eylemmiş gibi görünen bir çizme almanın bile bazı insanlara bir lüks olması durup soluklanarak düşünülerek ve de gerçekten bir ders çıkarılarak okunduğunda şükür edebilmeyi her şeye rağmen zorluklara bir insanın -sevginin- sayesinde kol kanat germeyi ögrenebileceğimiz -gözlemleyebileceğimiz- bir eser.
Belki lüksler günümüz için böyle olmayabilir ama insanların düşünceleri maalesefki hâlâ böyle.