Hayatta böyle baş döndürücü anlar vardır, insan birdenbire her şeyi daha net görür; o ana dek bunu yapamayacak kadar korkak ya da zayıfken, o anda kendi gücünü, imkânlarını sezer ve bilir. Bunlar, hayatın değiştiği anlardır. Böyle bir şey habersiz gelir; tıpkı ölüm ya da din değiştirme gibi.
Fakat sonra ister istemez, zekânin hiçbir değeri olmadığını, çünkü içgüdülerin daha güçlü olduğunu görmüştü. Dürtüler akıldan daha geçerlidir. Ve teknoloji dürtülerin eline geçerse, zekâ bu dürtülere vız gelir. İşte o zaman dürtüler ve teknoloji, birbiriyle vahşice dans etmeye başlar.