Emel Kırımlı

Deisis Mozaiği
Deisis, kıyamet gününde Hazreti İsadan şefaat dilenmesini anlatır. Deisis tüm inananlar için son bir yakarıştır. Özellikle Haçlı istilasından sonra Bizans kiliselerinde çok sık görülen Deisis, kıyamet gününde Hazreti İsadan şefaat dilenmesini anlatır. Deisis tüm inananlar için son bir yakarıştır. Görüldüğü üzere mozaiğin üzerinde kutsama işareti yapan Hazreti İsa'nın yanında Hazreti Meryem ve Vaftizci Yah-ya vardır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli detay, Hazreti Meryem ikonografisinin gerek duruşunun gerekse kıyafetinin, alışılmıştan farklı olmasıdır. Figür, Hazreti Meryemden çok Mecdelli Meryem'i anımsatır. Bu da bize şunu gösterir ki; mozaikte annesi olarak ifade edilen kadın, aslında Hazreti İsa'nın karısıdır.
İzi Kalmayan Zaman
Zamansız, alışıldık bir roman değil. Ne belirgin bir olay örgüsü var ne de klasik bir anlatı düzeni. Bu bir anlamda bilinç akışına yakın duran, parçalı bir düşünce günlüğü. “Zamanın kemirdiği bir boşlukta yankılandım durdum, sesimin nereden geldiğini, nereye gittiğini bilemeden.” Kitabı okurken, zihnin sürekli uyanık olmalı. Çünkü metin, anlamı okuyucuya doğrudan sunmaz. İmgeler, metaforlar, kavramlar arasında bir labirent kurulur ve her okuyucu bu labirentin içinde kendi yolunu çizmek zorunda kalır. Bu yüzden Tekin’in tarzına yabancı biri için Zamansız, ilk okuma için zor bir tercihtir. Hatta kimi zaman bıktırıcı bile olabilir. Fakat onun diline, ritmine, çağrışımlarına aşina olanlar için kitap bir keşif yolculuğudur. “Unutmak sandığım gibi bir silinme değilmiş, sessiz bir dağılmaymış aslında.” Bu cümle, kitabın ruhunu belki de en iyi anlatan satır. Çünkü Zamansız, sadece zamanı değil, hatırlamanın ve unutmanın doğasını da sorguluyor. Belleğin ne kadar güvenilmez olduğunu, zamanın ne kadar kırılgan ve göreceli olduğunu, en çok da kim olduğumuzu unutmanın ne demek olduğunu…
Zamansız
Zamansız
Latife Tekin
Latife Tekin
Nietszche Felsefesi
• “Güç istenci” (der Wille zur Macht): Nietzsche’ye göre insan doğasının temel itici gücü budur. Bu güç bir noktada mutlaklığa ulaştığında, kendi kendini yıkıma götürme potansiyeli taşır. • “Değerlerin yeniden değerlendirilmesi”: Nietzsche, mevcut ahlaki düzenlerin eleştirilip yeni değerlerin yaratılması gerektiğini savunur. Ama bu yeni değerler de bir süre sonra mutlaklaşır ve yozlaşırsa, onları yıkmak gerekir.
Mutlak güç, mutlak yozlaştırır.