Müslümanlıkta bir köşeye çekilip iyi insan olmaya çalışmak makbul ve mârifet değildir. Bilâkis biz dünya patırtısı ve kesreti içinde şaşırmadan, gaflete düşmeden ve dünyânın geçici nîmetlerine aldanmadan şuurla, akılla, insafla ve bilhassa nefsine mağlûp olmadan çalışan kimselere îtibar ederiz.
Şuna inanıyoruz ki fert olarak, sâdece kötülüklerden kurtulmak büyük bir şey değildir. Asıl mârifet hem bu saydığımız günahlardan temizlenmiş olmak, hem de kazanmış olduğu ulvî hasletleri fazîlet ve insanlık aşkını, iyiliği, güzelliği, doğruluğu beşeriyete nakletmektir. Bizce iyi insan demek yalnız kendi iyi olmak değil, kendinde olan iyilikleri beşeriyetin dalâletten hakîkate yönelmesi için harcayan ve kendini kütle hizmetine adayan kimsedir.
Politika adamları, askerleri târih bilen ve devlet adamları "târih şuûru" na sâhip olan milletlere ne mutlu...
En büyük dostumuz târihimizdir. Bu gerçek dost, biz onu unutsak da, bizi asla unutmamıştır.