Kiliseye gidip İsa'nın suyun üstünde yürüyüşüyle ilgili hikayeleri dinlerim ama gerçek hayatta bunu yapabilen birini görsem, çığlıklar atarak ordan kaçardım. Bana mucizeymiş gibi gelmezdi. Evrenin kurallarına hakaret edilmiş gibi gelirdi.
Ve hiçlik.
Ya da hayır, hiçlik değil. Oğlanın, bir şeyin yakınlarda olduğu, kendisini izlediği, ihtimalleri hesapladığı, zamanını beklediği hissine kapıldığı korku dolu bir an.