Mutluluk dediğin türlü türlüdür.
Diyelim ki, parti bir karar almış
ve yaz geceleri sen bir dağın eteklerinde
üç arkadaşınla birlikte
ilk gizli matbaayı kazıyorsun.
Ya da diyelim ki, şair oldun,
şiirler yazmaya koyuldun,
ve bir bakmışsın ezbere okumaya başlamışlar işçiler şiirlerini.
Ya da diyelim ki, hastalığa tutuldun,
ağır, ümitsiz hastasın,
köşe başından evini gözetliyor biri,
rapor ediyor: “Yarına çıkmaz”,
ama sen yaşıyorsun!
Ya da diyelim ki, bir bahar günü rastlayıveriyorsun
on beş yıldır hasretini çektiğin kadına.
Ya da diyelim ki, Moskova’ya geldin,
ve sen Moskova’dasın,Moskova’da…
Türlü mutluluklarım oldu şu hayatta,
fakat aslında tek bir şey hep aynı kaldı: on dokuzumda Sana geldim,
Seninle yetiştim komünist oldum ve
Sana bağlılığım bâki.
Sen bu olağanüstü güzel yolculuktaki ilk sabahsın.
Seninle başladı kutlu yürüyüş.
Sen bütün tohumların tohumusun,