Emine Çodur

Emine Çodur
@emineecdr
Psikolojik Danışman•Öğretmen•Eğitim Koçu
MEB
Master’s Degree
16 okur puanı
Ekim 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi·288 syf.··
2025 55. kitabı
Şimdiki kuşakları bu konuda nasıl buluyorsunuz? Rafinelikten uzaklar mı, yoksa biraz umut var mı? Eskinin haddeden geçmiş olgunluk ve zarafeti tabii ki onlarda yok. Neden biliyor musun? Evvela bir insanın okula gittiğinde iyi tahsil göreceğini, iyi yetişeceğini düşünüyorsunuz. Yetişmiyor; çünkü gittiği okul, iyi bir eğitim vermiyor. Disiplin yok, o disiplinin getirdiği sıkıntı yok; dolayısıyla o sıkıntıyı aşmak için vereceği mücadele, yol-yöntem arama yok. Bu yavaş yavaş tüm hayata yayılıyor. Eh, yüzüne de yansıyor insanın, hâline tavrına da yansıyor. Şimdiki çocukların mesela Türkçeleri yok; Fransızcaları, İngilizceleri de yok. Peki neleri var? Boş bir şımarıklıkları var, kendilerini disipline etme gereği duymamaları var. Böyle olunca sorumluluk da almıyorlar. Sorumluluk alamayan insanlar boş olur. Bir de hak talep ediyorlar. Sorumluluk duygun yoksa hak talep edemezsin. Çünkü hakkın temelinde sorumluluk vardır. Aksi de mümkün değildir. Hindistan’ın kurucusu Mahatma Gandhi’nin anasına sormuşlar; “Nedir bu hak?” Okuması yazması olmayan bir kadından bahsediyorum. “Her hak sorumluluk getirir,” demiş; “yoksa o hak değildir.” Söylediğim bu işte. Bak işte o kadının yüzünde hayat vardır. Hocam bir de şimdi botoks bütün ifadeleri alıyor zaten. Herkes birbiriyle eşitlendi... Metinde geçen ve dikkatinizi çekmiş olabilecek "haddeden geçmiş" tabiri, çok ince elenip sık dokunmuş, titizlikle şekillendirilmiş ve olgunlaşmış anlamında kullanılan çok zarif bir ifadedir. İlber Ortaylı’nın modern toplum yapısına ve eğitim sistemine yönelik sert ama bir o kadar da yerinde eleştirilerini barındırıyor. Ortaylı burada sadece bir "kuşak çatışması"ndan bahsetmiyor; bir kültürel erozyonun altını çiziyor.
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsanı Seçimleriyle Tanımak
Puan vermedi·542 syf.··
2026 2. kitabı
İnsanı Seçimleriyle Tanımak Doğan Cüceloğlu'nun "Damdan Düşen Psikolog" adlı eserinde yer alan şu söz, insanı anlamanın temelini seçimlerine bağlar: "... insanı seçimleri ile tanıyabilirsin. Eğer seçim yapmak fırsatı yoksa işte o insanı tanıyamazsın. Seçim yapabilmek için o insanların seçeneklerinin farkında olması lazım ve seçim yapma gücünün olması lazım. Onun için hangi tür seçim yapıyor seçim olanağı verildiği zaman? O zaman tanımaya başlarsın insanı." Bu yaklaşım, bireyin özgür iradesiyle yaptığı tercihlerin onun değerlerini, önceliklerini ve kişiliğini yansıttığını savunur. Seçim yapma fırsatının olmadığı bir ortamda, bireyin gerçek yönelimlerini gözlemlemek mümkün değildir. Seçim Yapabilmenin Koşulları Seçeneklerin farkında olmak: Birey, hangi alternatiflerin mevcut olduğunu bilmeli. Seçim gücüne sahip olmak: Korku, baskı veya dışsal engeller olmadan karar verebilmelidir. Eğitimde ve Psikolojide Yansımaları Bu anlayış, özellikle eğitim ve psikolojik danışmanlık alanlarında bireye seçenek sunmanın ve seçim yapma hakkını tanımanın önemini vurgular. Öğrencilerin kendi öğrenme yollarını seçmeleri, bireysel gelişimlerini destekler. Sonuç Bir insanı tanımak istiyorsak, ona seçim yapma fırsatı vermeli ve bu seçimleri dikkatle gözlemlemeliyiz. Çünkü seçimler, bireyin iç dünyasının dışa vurumudur.
Damdan Düşen PsikologDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20171,101 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2025 57. kitabı
Murphy’nin yaklaşımı, bilinçaltını insan yaşamının şekillenmesinde temel bir unsur olarak görür. Ona göre, bilinçaltına yerleşen her düşünce, bilinçdışı bir süreçle davranışa dönüşür ve bireyin dış dünyasını belirler.Dolayısıyla birey, düşüncelerini değiştirdiğinde hayatında gözle görülür bir değişim başlar. Murphy, inanç ve imgelemenin bu süreçte merkezi bir rol oynadığını, bilinçaltının ise nötr bir mekanizma gibi çalışarak olumlu veya olumsuz tüm telkinleri kabul ettiğini vurgular.Bu perspektif, insanın kaderini yalnızca dışsal güçlerin değil, kendi iç dünyasının da belirlediği fikrini destekler. Murphy’nin yaklaşımı, modern psikolojideki bilişsel davranışçı terapilerin temel varsayımlarıyla benzerlik gösterir; çünkü her iki yaklaşım da düşüncelerin duygular ve davranışlar üzerindeki dönüştürücü etkisini kabul eder. Ayrıca, bu bakış açısı, insanın kendi içsel potansiyelini kullanarak kişisel gelişim, şifa ve hatta kaderini yeniden inşa edebileceğini öne sürmesi bakımından transhümanist bir boyut taşır. Murphy’nin görüşü, insanın zihinsel kapasitesini geliştirerek yaşam koşullarını dönüştürebileceğini savunan transhümanizmle paralellik arz eder; zira her iki yaklaşım da bireyi pasif bir varlık olmaktan çıkarıp aktif bir yaratıcıya dönüştürür.
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Koridor Yayıncılık · 200918,5bin okunma