E. Nur

E. Nur
@eminenurorhan
panta rhei
9/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2021 09:40
İnsanlığın Yarını gerek değindiği konular, gerekse dilinin yalınlığıyla bir çırpıda okuduğum bir kitap oldu. Russell’a göre insanlar korku ve kuşkularını insandışı dünyadan karşıt insan kümelerine çevirdiler ve topluluklar arasında çatışmalar, savaşlar böylece ortaya çıktı. Kitabın büyük bir bölümünde atom bombası ve hidrojen bombasının tüm insanlık için nasıl tehdit unsuru oldukları ve bu konuda yakın zamanda bir şeyler yapılmazsa insan soyunun sonunu nükleer silahların getireceği üzerinde duruluyor. Kitabın 1961’de yazıldığını da göz önünde bulundurarak Russell’ın en büyük çekincelerinden biri nükleer silahlara birçok ülkenin sahip olmasıdır. Bu şekilde anlaşmazlık yaşayan ülke ve bu silahları kullanma ihtimali de elbette artmaktadır. Ve böyle bir durumda yalnızca o devletler değil yantutmaz devletler de büyük bir tehlike altında olacaklardır. Henüz birkaç ülkede varken önleminin alınması ve nükleer bomba deneylerinin durdurulması gerektiğini söylüyor. Russell tamamen savaş karşıtı bir insan ve bu doğrultuda “Uluslararası Yetki Örgütü” kurulmasını öneriyor. Hatta bir dünya devleti kurulmasının savaşları durdurabileceğini; insanların daha mutlu, daha eşit yaşayabileceğini savunuyor. “Savaşı önleyecek kurumlar yaratılabilse, dünya şimdikinden çok daha büyük bir özgürlüğe kavuşur, tıpkı bireysel öldürmelerin önlenmesiyle insanlara daha geniş bir özgürlüğün sağlanmış olması gibi.” Şimdilik ütopik bir hayal gibi gördüğümü de söylemeden edemeyeceğim. Kitapla ilgili bahsetmek istediğim daha pek çok kısım olsa da okuyacaklara fikir olacak kadarıyla bir şeyler yazdığımı düşünerek burada bitiriyorum; insanlığın nereye gideceğini, neyi seçeceğini merak ederek. “Ya savaş ortadan kalkmalıdır ya da bütün uygarlık.”
İnsanlığın YarınıBertrand Russell · Yapı Kredi Yayınevi · 1998104 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2020 01:48
İnsan Olmak, Engin Geçtan'ın okuduğum ilk kitabıydı ve kesinlikle son olacağını sanmıyorum. Bu kitabı kendi adıma çok doğru bir zamanda okuduğumu düşünüyorum. Kendi içime döndüğüm, kendimi dinlediğim bu günlerde bu kitap kendimi anlama serüvenimi hızlandırdı diyebilirim. Bir insanın gösterdiği davranışların ardında bilinçdışına itilmiş hangi yaşantı ve duygusal mekanizmaların olabileceği o kadar iyi ele alınmış ki okurken hem kendime hem de çevremdeki insanlara çokça rastlayabildim. Kitap ayrıca toplumsal yapıların ve aile dinamiklerinin çocukluktan yetişkinliğe doğru hayatımızda ne derece önem arz ettiğini güzel aktarmış. Kitabı okurken çeşitli kuramcılara ait görüşlere ve yer yer bunların karşılaştırılması ve harmanlanmasına rastladım. Ama bu kitabı okumak için kuramsal altyapıya ihtiyaç olduğunu da düşünmüyorum, Engin Geçtan kullandığı dilin sadeliği ve işin özünü anlatmasıyla herkese hitap eden bir kitap ortaya koymuş. Kendini anlamak, kendi davranış örüntülerini fark edip bunları değiştirmeye çalışmak elbette çok kolay şeyler değil. Yazarın da dediği gibi "İnsanın kendi içindeki kargaşa toplumsal kargaşadan daha ürkütücüdür." Ama bu kitaptan önce başlattığım ve bu kitapla ivmelenen kendi nevrotik düşüncelerimi fark etme çabalarımla birlikte kaçınma tepkilerimin azaldığını gözlemliyorum. Ve kitaptan tekrar tekrar okuyup düşündüğüm bir cümleyi buraya bırakarak incelememi bitiriyorum: "Bir insanın kaygılarından kurtulabilmesi için tek yol, kendi varoluş sorumluluğunu üstlenebilmesidir."
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,5bin okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2020 00:54
Dorian Gray'in Portresi'nin son zamanlarda okuduğum kitapların içinde  beni en çok etkileyen kitap olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. Bu romanda en çok sevdiğim şey salt bir olayı aktarma kaygısından ziyade barındırdığı felsefi alt yapı oldu. Romanın birçok yerinde bir mesaj, bir düşünceyi dile getirme durumu göze çarpıyordu ve bol bol cümlelerin altını çizdiğim bir kitaptı. Her ne kadar kendisinden nefret etsem de Lord Henry'nin birçok konuşması üzerinde durup düşünmemek elde değildi. İnsan doğası üzerine iyi tespitler mevcuttu bu konuşmalarda. Konusundan kısaca bahsedecek olursam da ressam Basil, Dorian'ın güzelliğine, etkileyiciliğine hayran olur. Dorian'ın daha sonraları "bir hüznün resmi gibi, kalpsiz bir yüz" diyeceği portreyi yapar. Bu esnada evinde bulunan arkadaşı Lord Henry Wotton ile Dorian tanışırlar. Lord Henry, Dorian'ı kendi fikirleri ile adeta zehirler. Dorian gençliğinin, etkileyiciliğinin bir gün geçip gideceği düşüncesiyle farkında bile olmadığı bir dilekte bulunur ve olaylar bu şekilde gelişir. Kısacası saf ve masum birinin kötülükten beslenen, arzularıyla hareket eden birisine dönüşmesinin hikayesi bu. Oscar Wilde'ın deyimiyle de "bir ruhun hikayesi." Mutlaka okuyun diyerek incelememi bitirirken kitaptan bir alıntı yapmak istiyorum: "İnsanın kendini suçlamasının keyif veren bir yanı vardır. Kendi kendimizi suçladığımız zaman başka birinin bizi suçlamaya hakkı olmadığını düşünürüz. İnsanın ruhunu suçluluk duygusundan arındıran şey itiraf etme eyleminin kendisidir; günahı çıkartan rahip değil."
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,3bin okunma
8/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Urras ve Anarres... Birbirlerinin uydusu olan iki gezegen. Hangisinin "Ay" olduğu baktığınız yere göre değişen iki farklı dünya... Öncelikle Le Guin'in okuduğum ilk kitabıydı ve üslubunu beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Yer yer okurken zorlandığım kısımlar oldu ancak genel olarak kitabın anlaşılır ve akıcı bir dili vardı. Anarres, yıllar önce Urras'taki kapitalist düzene isyan eden anarşistler tarafından oluşturulmuş bir dünya. Urras zengin, her şeyin bol olduğu bir yer olarak görülmesine rağmen aslında oradaki insanlar eşyaların değil, eşyalar insanların sahibi. Anarres'te ise insanlar mülksüz, aidiyet kavramı yok. İnsanların eş, sabit bir iş, hatta çocuk gibi bir bağlılıkları yok. İlk başta Anarres'teki insanlar için mülksüz ancak özgür insanlar gibi düşünsem de kitap ilerledikçe bu dünyadaki çatlaklar da gün yüzüne çıktı. Anarres'teki insanlar için devlet, yasa gibi otoriteler olmasa dahi orada da toplum tarafından toplumsal yasaların oluşturulduğu bir gerçek. Shevek bir yerde "Biz iş birliği yapmıyoruz, biz emre uyuyoruz. Dışlanmaktan, tembel, işlevsiz, bencil diye adlandırılmaktan korkuyoruz." diyordu. Her iki dünyanın da özgürlüğü kısıtlayıcı yanları olduğu bir gerçek. Kitabın sonunda "Bir topluluktaki insanlar için salt bir özgürlükten bahsedilebilir mi?" sorusu aklımda dönüp duruyordu. Belki de özgürlük sadece bir yanılsamadır.
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
8/10
·192 syf.··
2019 1. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2019 00:33
Karen Horney nevroz olgusunu derinlemesine inceleyen ve kuramını da bunun üzerine inşa eden psikanalist. Karen Horney bu kitabında ilk olarak nevrotik çatışmaların insanlarda ne şekillerde ortaya çıktığından (insanlara yaklaşma, insanlardan uzaklaşma, insanların aksine gitme) daha sonra da nevrotik çatışmaların nasıl çözümleneceğinden bahsetmiş. Karen Horney Freud'un aksine katı bir biçimde nevrozlara yaklaşmıyor. Freud çatışmaların çözümlenemeyeceğini ileri sürerken Horney bu konuda farklı olarak sosyal çevrenin etkisini göz ardı etmeyip kolay olmamakla birlikte nevrotik çatışmaların çözümlenebileceğini ileri sürüyor. Nevrozlara yapıcı bakışından dolayı bu kitabı sevdiğimi söyleyebilirim. Akademik bir kitap olduğu için biraz altyapı gerekebilir okurken diye düşünüyorum. Psikolojiye ilgisi olanlar için gayet güzel bir kitap.
İçsel ÇatışmalarımızKaren Horney · Sel Yayıncılık · 2012430 okunma