Aşk ve bağlılık hormonu olarak bilinen oksitosin hormonunun aynı zamanda ağrı kesici etkisi olduğunuda göstermişlerdi. Burası çok önemliydi. Çünkü yıllardır yapılan çalışmalar çok net göstermekteydi ki sarılmak oksitosin denen hormonun salgılanmasına neden olan harika bir fizyolojik olaydı. O nedenle nerede aşk acısı çeken biri görülse yapılacak şey çok basitti aslında. Ona karşı sabırlı olmak, fiziksel acı ve yoksunluk çektiğini unutmamak ve ona bol bol sarılmak. İşte tüm bunlar aşk ağrısını azaltamanın en etkin yollarıydı
Özetle aşk acısı dediğimiz şey yoksunluk ve fiziksel acıyı içeren oldukça zor bir süreçti ve süresi kişiye ve yaşanılanlara göre değişiklik göstermekteydi. Bu dönemde stres ile ilgili birtakım hormonlar artar ve bu durum sadece beyninizi etkilemezdi Bu hormonlar kalbin pompalama yeteneğini de azaltır, göğüs ağrısı hatta kalp krizi benzeri sendromlara da neden olabilirdi Kalp üzerindeki önemli etkilerinden dolayı literatürde bu duruma "kırık kalp sendromu" denirdi.
Aslında aşkın ilk hali normalde çok uzun sürmemeliydi. Çünkü bu sürecin uzaması demek fizyolojinizin günbegün iflasa doğru gitmesi demekti. O nedenle bir yerde bu aşk ya ölmek zorundaydı yada dönüşmek. Zira sonsuza kadar sürekli onu düşündüğünüz, yemeden içmeden kesildiğiniz, sakarlaştığınız ve gözünüzün ondan başka bir şeyi görmediği bir hayatı hiçbir fizyoloji kaldıramazdı.