Alışkanlıkların bir gücü vardır. Bir kez harekete geçtiğinde, aleyhte kanıtlar olmasına rağmen devam eder. Bir alışkanlığın değişmesi için acı çekmek ve çaba göstermek gerekir. Bunun için davranışlarımızın doğruluğundan şüphelenmeli ve kendimizi eleştirmeli ya da davranışlarımızın başından beri yanlış olduğunu pişmanlık duyarak anlamalıyız. Ardından şaşkınlık gelir. Rahatsız edici bir durumdur; neyin doğru neyin yanlış olduğunu ya da ne yöne gideceğimizi bilemeyiz. Ama bu bir açıklık, dolayısıyla öğrenme ve olgunlaşma dönemidir. Ancak şaşkınlık duyarak daha iyi ve yeni bir görüş kazanırız.
Stres iyiliğin testidir. Gerçekten iyi olan insanlar streste olduklarında da dürüstlük, olgunluk ve duyarlılığını korumayı başarabilenlerdir. Soyluluk kötü bir davranış karşısında vakarını korumak, acı karşısında duyarlılığını korumak, acıya tahammül edebilmek ve ayakta kalabilmektir. İnsanın ölçüsü çektiği acıdır.
Eğer çirkin bir ortamda yaşıyorsak çirkinliğe duyarlılığımız azalır. Kendi acılarımıza duyarsızsak başkalarının acılarına da duyarsız davranırız. Eğer bize saygı gösterilmezse başkalarına da saygı duymayız. Eğer çevremizde parçalanmış cesetler görmeye alışırsak öldürmeye de alışırız. Bir kez duyarsız davrandığımızda gerisi gelir. Zalim insanlar haline gelmeden gözlerimizi zalimliğe nasıl kapatabiliriz?